27 Haziran 2015 Cumartesi

Kadın Beyni Erkek Beyni / Serkan Karaismailoğlu

Beyne olan merakım yaklaşık birkaç sene önce başladı. Bunda sevgili arkadaşım Esra Öz'ün payı büyük. Onun sayesinde N Beyin'i tanıdım. Serkan Karaismailoğlu ve Sinan Canan'ın kurdukları N Beyin grubu, beyin üzerine süper ötesi şeyler anlatan, bizlere beyni sıkmadan bıkmadan usanmadan anlatan bir gruptu. Şimdi Serkan Karaismailoğlu sanırım gruptan ayrıldı, farklı üyelerle yoluna devam ediyor N Beyin.

Serkan Karaismailoğlu, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı'nda doktora yapmış ve halen aynı kurumda çalışmaya devam ediyor. Kitapta beyni size öyle güzel anlatıyor ki bayılıyorsunuz!Şaka değil, gerçekten okurken bayılabilirsiniz :) Esprili dili, açıklayıcı anlatımı ve verdiği önemli bilgiler ile okurken bir de bakmışsınız bütün kitabı çizik çizik çizmişsiniz!Aslında hiç sevmem okurken kitabı çizmeyi ama bu kitapta çizmem gerekti napıyım, hepsi çok faydalı bilgilerdi.Altını çizdiklerimden bazıları:- "Son 10 yılda yapılan çalışmalar çok net ortaya koymaktadır ki beynimizin kendine ait bir cinsiyeti vardır. Beynimizin sahip olduğu cinsiyet, biyolojik cinsimizden bağımsızdır. Yani genel anlamda erkeklerin çoğu erkek beynine, kadınların çoğu dişi beynine sahip olmakla beraber bunun tam tersi de söz konusu olmaktadır."- "Erkekler kadınların söylediği şeyleri düşünürken, kadınlar erkeklerin söylemediği şeyleri düşünür."- "Hollanda ve Portekiz'de yapılan bilimsel çalışmalar, erkeklerin beyni ile ilgili çok enteresan bir durumu gözler önüne sermiştir. Ergenlik dönemindeki testosteron ve östrojen hormonlarındaki dalgalanmaların, kız ve erkeklerin beyinlerinde duyma farklılıklarını iyice belirginleştirdiği gösterilmiştir. Örneğin yapılan bir çalışmada yaşları 17-25 arasında olan sağlıklı erkek ve kadın gönüllülere iki tip ses dinlettirilmiştir. Bu seslerden birinde kişilere müzik dinletilirken diğerinde belirli bir frekansta kendini tekrarlayan parazit sesler dinlettirilmiştir. Gönüllüler bu sesleri dinlerken eş zamanlı olarak beyin görüntüleri incelenmiştir. Kadınların beyninde hem müzik hem de parazit sesin etkin bir şekilde analiz edildiği görülmüştür. Yani beynin ilgili kısımları her iki ses türünde de aktif bir şekilde çalışmaktadır. Diğer taraftan erkeklerdeki durum bir miktar farklı sonuçlar ortaya koymuştur.Erkeklerin beynindeki ilgili alan, kadınlarda olduğu gibi müzik dinlerken etkin bir şekilde çalışır ancak parazit sesini duyduğunda kadınlardan farklı olarak buradaki aktiviteyi durdurmaktadır. Yani parazit gibi kendini tekrarlayan bir ses durumu söz konusu olduğunda erkek beyninde ilgili alanlarda aktivite durmaktadır. Çok ilginç bir şekilde erkek beyni tekrar eden uyarıya daha fazla ket vurmaktadır. O nedenle sevgili kadınlar bir şeyi defalarca tekrarlama çabanız aslında erkeğin sizi hiç duymamasına neden olmaktadır. Çünkü erkek beyni sizin yaptığınız bu tekrarları otomatik olarak parazit gibi algılayıp beyindeki ilgili bölümde aktiviteyi kapatmaktadır. İşte bu nedenle erkek, duyamadığı bu tekrarlara "dır dır" adını vermektedir."Bu kitabı herkes okumalı herkes! Uçarı kaçarı yok!

24 Haziran 2015 Çarşamba

Fil Kadar Küçük / Jennifer Richard Jacobson

Son zamanlarda okuduğum en güzel çocuk kitabıydı.Kitapçıda dikkatimi çeken kapağı sayesinde tanıştım onunla. Arka kapak yazısını okuyunca anladım ki bir anne oğul hikayesi.Küçücük bir çocuk düşünün. 11 yaşında ama yaşadığı şeyler için çok küçük. Bir gün annesiyle kamp yapmaya gidiyor ve ertesi sabah uyandığında yanında annesinin olmadığını görüyor. Sadece annesinin değil, kiraladıkları arabanın da yerinde de yeller esiyor. Annesinin akli dengesi yerinde değil ve önceden de böyle şeyler yapmış, ancak Jack o kadar cesur ve güçlü bir çocuk ki, annesini kendi aramaya karar veriyor ve böylece macera başlıyor.Yazar bir çocuğun yaşadıklarını, hissettiklerini öyle güzel anlatmış ki bence çocuk kitapları yazarı olmak demek bu demek! Tıpkı bir çocuk gibi düşünebilmek, hareket edebilmek, hissedebilmek ve bunları okuyucuya çocuk gibi aktarabilmek...Çocuklardan önce yetişkinlere tavsiyedir bu kitap...Kitabın arka kapak yazısı şöyle:"Filler tehlikeyi sezebilir. Onlar, yaklaşan tsunamiyi ya da depremi önceden hissedebilme kabiliyetine sahiptir. Ne yazık ki Jack bu yeteneğe sahip değildi. Bu yüzden, hayatının tepetaklak olduğu gün, hazırlıksız yakalanmıştı.11 yaşındaki Jack, sabah uyanıp önceki gün annesiyle geldiği kamp alanında yalnız olduğunu fark eder. Akli dengesi yerinde olmayan annesinin daha önce de ortadan kaybolduğunu bilen ve buna alışkın olan Jack, diğer çocukların yapacağı gibi birilerine annesinin kayıp olduğunu haber vermek yerine kendi başının çaresine bakmaya karar verir.  Annesini kendisi bulacaktır. Bunun için yapması gerekenlerse önce karnını doyurmak, sonra da kamp alanından evine dönmenin yolunu bulmaktır."

22 Haziran 2015 Pazartesi

Paris'te Aşk - Stephanie Perkins

Orjinal İsmi: Anna and the French KissYazar: Stephanie PerkinsÇeviren: Burcu ÇelikYayınevi: ArunasTür: Genç yetişkin, çağdaş, romantikSeri: 1. KitapSayfa Sayısı: 318Tanıtım Yazısı: Ah Aşk... Ne Seninle Ne de Sensiz... Bu kitabı okuduğunuz süre boyunca âşık olma hissi bütün benliğinizi saracak...Anna; babasının isteğiyle lisedeki son yılını Atlanta'dan, evinden, annesinden, en yakın arkadaşı Bridgette'den ve hoşlandığı çocuk Toph'tan ayrı bir şekilde geçirmek zorunda kalmış ve Paris'teki Amerikan Okulu'na yazdırılmıştır. Hem alıştığı yaşam tarzından uzaklaşmak hem de yeni bir kültüre uyum sağlamaya çalışmak Anna için çok zordur. Fakat kısa zaman içinde kendine yeni arkadaşlar edinir. Tabii onu Paris'te özel hissettiren biri vardır: Etienne. Fakat Etienne başka biriyle ilişki yaşamaktadır. Anna; Etienne ve Toph arasında gidip gelmekte ve ait olduğu yeri yani "ev"ini aramaktadır.Çok sevdiğim bir lisem vardı; artık yok.Çok sevdiğim bir çocuk vardı; artık yok.Çok sevdiğim bir arkadaşım vardı; artık yok.Artık Paris benim de evim.Yeni arkadaşlar, yeni aşklar…Ah aşk…Ne seninle ne de sensiz…Oysa ben imkânsızı değil, gerçek aşkı arıyordum.Ama aşk, hayallerde yaşanamayacak kadar gerçek; hayalleri süsleyecek kadar pembeydi Paris'te…Yorumum: Türk ya da yabancı birçok kitap blogunda uzun zamandır Paris'te Aşk ya da orjinal adıyla Anna and the French Kiss hakkında çok olumlu yorumlar görüyordum. Ben de yine uzun zaman önce e-kitap foratında 2-3 sayfa okumuştum ama sonra kitabın fiziksel kopyasını almaya karar verip bırakmıştım. Geçen ay babil.com kampanyasıyla da kitabı aldım - ki uzun zaman önce çevrildiği ve tahminen yeni baskısı da çıkmadığı için zor bulunan bir kitaptı ama sonunda kavuştum kitabıma =)Kitabı başından sonuna kadar çok severek okudum. Karakterleri, yazarın Paris'i anlatışını çok sevdim. Yazar özellike bölüm sonlarını öyle ilgi uyandıracak, meraklandıracak şekilde yazmış ki tam bu bölümde bırakayım, ara vereyim diyordum sonra bölüm öyle bir sonla bitiyordu ki hep diğer bölüme devam etmek zorunda kaldım =)Anna ve St. Clair çok tatlı karakterlerdi ama onlarla bağlantısı olan diğer karakterler de Çok iyi tasvir edilmişti.Anna'yla ilgili olarak en sevdiğim şey sinemaya olan tutkusu ve bu tutkusunu bloguna/hayatına yansıtıyor ouşuydu. Bu açıdan bu kitabı okuyan her blogger benim de yapmış olduğum gibi kendinden bir parça bulmuştur eminim Anna'da ;)Bir de hayallerimi süsleyen kitapçı Shakespeare and the Company'den bahsediyor oluşu (sf. 160) gerçekten çok hoşuma gitti. Shakespeare and Company'i Before Sunrise'ı izlediğimden beri çok severim; ayrı bir havası olan gidip-görülesi güzel kitapçılardan biri. Kitabın en güzel yerlerinden biriydi bu kısım bana göre.Altını çizdiğim birçok yer de oldu. Kendi düşüncelerime yakın gördüğüm ya da bana ilham veren sözler vardı kitapta; pozitif ve aydınlatıcı yönlerini de sevdim kitabın.Sonuçta herşeyiyle çok severek okuduğum sürükleyici, yüzümü devamı güldüren şahane bir hikayeydi Paris'te Aşk. Yazarın diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum.Puanım:

17 Haziran 2015 Çarşamba

Günışığı'ndan Yeni Kitaplar

Çocukların tatili hazır başlamışken, bence onlara kitap almanın tam zamanı!Eğer yeni çıkan kitaplara göz atmadıysanız, Günışığı Kitaplığı ve ON8 Kitap yayınlarına mutlaka bakın derim.İyi Uykular Dedektif / Silvia RoncagliaResimleyen: Marianna FulviTürkçe yayın editörü: Müren BeykanTürkçesi: Demet ElkatipÇok komik, çok leziz, çok uykusuz!İtalyan çocuk edebiyatının ödüllü yazarı Silvia Roncaglia ( Silviya Ronkalya), komik bir dedektiflik romanıyla Türkçe'de. Narkolepsi (istemdışı derin uykuya dalma) hastası bir dedektifin maceralarını anlatan roman, düşmeyen  temposu ve mizah gücüyle okuru sarmalıyor. Yazar, yarattığı birbirinden ilginç karakterlerle hem şaşırtıyor, hem düşündürüyor. İyilerle kötülerin mücadelesi çerçevesinde kurguladığı romanını, insanın bir bir halini sergileyerek zenginleştirmeyi başarıyor. İtalyan mutfağı, özdeyişlerin günlük dildeki yeri gibi konuları da merak uyandırıcı şekilde işleyen yazar, okuru araştırmaya ve öğrenmeye teşvik ediyor. Çocuklarla ebeveynlerinin birlikte okumaktan büyük zevk alacağı bu roman, okumaktan sıkılanları bile edebiyata yakınlaştıracak nitelikte.Özel dedektif Pippo Merlo, amcasından ona kalan büroda başarılı işlere imza atıp şöhreti yakalama düşleri kurar. O günlerde şehirde, müzikte insanları sersemleten bir soyguncu çetesi iş başındadır. Bol kazançlı bir kayıp arama işi de kapısını çalınca dedektif, iki arada kalır. Üstelik, yakaladığı her ipucunda, her heyecanda, aniden uyuyakalmaktadır. Bu komik dedektif, ilginç hastalığını yenip olayları çözebilecek midir?..Silvia Roncaglia, İtalya'nın kuzeyinde Modena'da doğdu. Uzun yıllar ilkokul öğretmenliği, çocuk dergilerinde yayın yönetmenliği ve editörlük yaptı. Mizah romanlarından şiire, farklı yazın türlerinde kırktan fazla eseri bulunan Roncaglia, hem çocuklara hem gençlere yazıyor. Il signore delle farfalle (Kelebeklerin Efendisi, 1999) isimli resimli öyküsü ve Les Bidons (Kutular, 2011) adlı çocuk romanı en sevilen kitapları arasında. Roncaglia, mektuplardan oluşan Caro Johnny Depp ( Sevgili Johnny Depp, 2005) isimli gençlik romanıyla 2006'da, İtalya'nın en prestijli ödüllerinden Bancarellino Ödülü'ne değer görüldü. Okullarda, kütüphanelerde çocuklarla ve gençlerle yaratıcı okuma etkinlikleri yapıyor; tiyatro oyunları da yazıyor. "Lumpi Lumpi Arkadaşım Ejderha" dizisi de Türkçe'ye çevrilen Silvia Roncaglia, Modena şehri yakınlarındaki Maranello'da yaşıyor.Foucault'yu Sayıklamak / Patricia DunckerTürkçesi: Murat ÖzbankOkurla yazar arasında, tutku dolu bir yolculuk...Hep birlikte bekledik. Ellerim, Paul Michel'le görüşmemin engellenebileceği korkusuyla terden sırılsıklam olmuştu. Durgun, esintisiz havada ve yapay ışık altında oturup lekeli spor ayakkabılarımı izleyerek, kendimi sefaletin kollarına bıraktım. Sonra bir mucize oldu. Bir el usulca omzuma dokundu. Başımı kaldırdım ve Paul Michel'in bana hınzırca sırıttığını gördüm; dünkü bembeyaz önlüklü hemşire de hemen arkasında duruyordu. 1997 Dillons İlk Roman Ödülü1997 McKitterick ÖdülüHer şey bir doktora teziyle başladı. Öğrencinin, Fransız yazar Paul Michel üzerine hazırladığı tez, alelade bir akademik çalışmadan farksızdı. Cambridge Üniversite Kütüphanesi'nin tozlu rafları, profesörlerin bıkkın bakışları, metinlerin alışıldık incelemelerinden örülü bir yolda, anlamlar ve çağrışımlar arasında ilerliyordu. Şikayeti de yoktu, heyecanı da.Oysa, birileri bu heyecanı fazlasıyla duyuyordu. Öğrenci, satırların ardındaki kişiye dokunmak üzere olduğunun ve benzerini tatmadığı duygulara doğru sürüklendiğinin farkında değildi...İngiliz yazar Patricia Duncker, metinle çıkılan özgün yolculuğun ve okurla yazar arasındaki saklı tutkunun izini sürdüğü ödüllü romanıyla ilk kez Türkçe'de.1951'de Jamaika'da doğan Patricia Duncker, Cambridge'deki Newman College'da İngiliz dili ve edebiyatı okudu. Oxford'daki St Hugh's Collge'da İngiliz ve Alman Romantizmi üzerine doktorasını tamamladı. Hayatının önemli bir kısmını yolculuklara ayıran yazar, yılın belli zamanlarında Almanya'da ve Fransa'da dersler veriyor. 2007'den beri yaşadığı Manchester'da Romantik Dönem, Victoria Dönemi ve çağdaş İngiliz edebiyatı üzerine dersler vermeyi sürdürüyor. İlk romanı Foucault'yu Sayıklamak'la (Hallucinating Foucault, 1996) hem Dillons İlk Roman Ödülü'nü ve McKitterick Ödülü'nü kazandı, hem de başka ödüllere aday gösterildi. Çok sayıda roman kaleme aldı. Sisters And Strangers: An Introduction to Contemporary Feminist Fiction (Kız Kardeşler ve Yabancılar: Çağdaş Feminist Edebiyata Giriş, 1992) ile yazarlık ve edebiyat üzerine yazılarının yer aldığı Writing on the Wall (Duvara Yazmak, 2002) adlı incelemeleri de bulunan, edebiyat üzerine pek çok deneme ve makale yayımlayan Duncker, akademisyenliğin yanı sıra editörlük de yapıyor.Kitabın Adı / Necati TosunerEditör: Mine SoysalNecati Tosuner'in yeni romanı yine çocuklar için!Limonata tadında bir yaz geliyor balkona!Keleş Osman, Arda'nın Derdi Ne?, Dur BakalımPetek adlı romanları ve öykü kitabı Dayım Balon Olmuş...ile çocuk edebiyatına eşsiz zenginlikte bir koleksiyon armağan eden Necati Tosuner yine çocuklar için yazdı. Roman, gençliğe adım atan bir çocuğun iç dünyasını yansıtıyor. Mahalle yaşamında çocuk olma duygusunu, büyümenin zorluklarını, aile ilişkilerini, arkadaşlıkları büyük bir yoğunlukla ve zarafetle anlatıyor. Yazar, yalın bir öykü içinde devasa bir dünya yaratarak ve çocuk hayatını etkileyen onlarca temayı kucaklayarak, dil ustalığını bir kez daha gösteriyor. Okurunu, dilin lezzetine teslim olmaya davet eden roman, çocukların edebiyatta bir başlarına çıktıkları keşif yolculuklarında onlara yoldaşlık etmenin yanı sıra sınıf içi okumalar için de birebir.Caner, zihni daldan dala atlayan, bir kelimeden koca bir dünya yaratabilen bir çocuktur. Dedesinin ve anne babasının başrolde olduğu çocukluk anılarına düşkün Caner, okul servisinde Ece'yle tanışır.  Küçük atışmalar, sohbetler, zamanla onları etkileyen bir paylaşıma dönüşür. Bu arkadaşlık, Caner'in dünyasını daha da genişletecek ve sözcüklerle dünyayı renklendirecektir.Necati Tosuner, 1944'te Ankara'da doğdu. Bir süre Almanya'da yaşadıktan sonra Türkiye'ye dönerek Derinlik Yayınları'nı kurdu ve yönetti. 1983'ten sonra reklam şirketlerinde metin yazarı olarak çalıştı. "İki Gün" adlı öyküsüyle 1971 TRT Öykü Başarı Ödülü'nü, "Armağan" adlı öyküsüyle 1997 Haldun Taner Öykü Ödülü'nü, Güneş Giderken adlı eseriyle 1999 Sait Faik Hikaye Armağanı'nı, Elde Kitap adlı eseriyle 2006 Ömer Asım Aksoy Deneme Ödülü'nü Kasırga'nın Gözü adlı romanıyla 2008 Atilla İlhan Ödülü'nü, son olarak Susmak Nasıl da Yoruyor İnsanı adlı kitabıyla 2014 Ebubekir Hazım Tepeyran Roman Ödülü'nü kazandı. Çocuklar için iki kitap halinde yazdığı "Keleş Osman'ın Maceraları" (1977) Günışığı Kitaplığı'nın "Köprü Kitaplar" koleksiyonunda Keleş Osman adıyla tek kitapta toplandı. 2011 Türkan Saylan Sanat ve Bilim Ödülleri Sanat Dalı Jüri Özel Ödülü'ne değer görülen Arda'nın Derdi Ne?'nin ve Dur Bakalım Petek adlı çocuk romanlarının ardından, ilk kez 1977'de okurla buluşan çocuk öyküleri Dayım Balon Olmuş... Günışığı Kitaplığı tarafından yayımlandı. Çocuklar için son olarak Kitabın Adı (2015) romanını kaleme alan Tosuner, her yaş için yazmayı sürdürüyor. İstanbul'da yaşayan yazar, şiirsel bir yalınlık içindeki kusursuz Türkçe kullanımıyla kısa öykü türünün ustalarından sayılmaktadır.

15 Haziran 2015 Pazartesi

Kitap Kurtlarına Hediye Önerileri -1-

Bloglarda kitap kurtlarına hediye önerileri yazıları görünce benim hemen ilgimi çekiyor ve paylaşımları dikkatle okuyorum (Tabii burada genelde "kitap" harici hediyelerden bahsediyorum;) ). Böyle yazıları sevdiğimden ben de ara ara beğendiğim bazı ürünleri paylaşayım dedim ve bu ilk yazımda seçtiklerim nelermiş bakalım ^o^

1. FUNKO (POP) Figürler:

Instagram'da kitap bloggerlarını takip ediyorsanız bu figürlerin epey popüler olduğunu görebilirsiniz. Açıkçası ben debayılıyorum bu figürlere; hem dizi karakterlerine hem de kitap karakterlerine ilgim ayrı. O kadar çok beğendiğim seçenek var ki, hepsini istiyorum! ^o^ İşte benim birkaç favorim:

2. Kitap Ayracı:

Kitap ayraçlarına hangimiz bayılmıyoruz ki =) Şöyle güzel bir kitap ayracına kimse hayır demez eminim. Benim son zamanlarda favorim Legami markasının ayraçları sevgili Mürekkep Faresi'nin hediyesi olan ayracıma bayılıyorum; üzerinde bulunan lastikle kitabın içinden düşmemesi bir harika!

Bu benimki;)

Aşağıdakiler de D&R'dan beğendiklerim:

3. Film / DVD:

Biraz klasik olacak belki ama kitap kurtları genelde uyarlama filmleri izlemeyi severler. Tabii bu demek değildir ki uyarlamayı beğenecekler! Kitaplar her zaman bir adım önde olur değil mi? =))

Şimdilik tavsiyelerim bu kadar ama bu yazı dizisine dönüşsün arada bol bol yazayım istiyorum; benim için de bir alışveriş listesi gibi eğlenceli oluyor =P

Sevgiler,

8 Haziran 2015 Pazartesi

Mayıs Favorilerim

Sizi bilmem ama ben bu "favorilerim" yazılarını çok seviyorum; birçok blogger ya da Youtube'da vloggerlar aylık favori yazıları yazıyor ya da videoları paylaşıyorlar ve benim de çok severek takip ettiğim kişiler var. Dedim ki ben niye böyle birşey yapmayayım? Epeydir de aklımdaydı tabii ki blogumun da konseptine uygun olarak bugün böyle aylık bir yazı yazmaya başlayayım istedim ^o^ Umarım devamını getirebilirim ve umarım sizin de hoşunuza gider ^o^Şimdi bakalım Mayıs ayı favorilerim nelermiş ;)Favori Kitabım:Kesinlikle Y: The Last Man! Okuduğum en harika çizgi romanlardan biri olabilir. Post-apocalyptic yani kıyamet sonrası bir dönemi anlatan bu bilim kurguda gizemli bir hastalıkla dünya üzerindeki bütün erkekler ölür ancak Yorick ve erkek maymunu hariç =) Onların hem eğlenceli hem de heyecan dolu serüveni böyle bir disütopyada sosyal, kültürel ve varoluşsal sorunları da irdeleyerek ilerliyor.Ben şu an Vol. 8'deyim ve artık bitmesin diye yavaş yavaş okumaya başladım ama bir yandan da sonunda ne olacak çok merak ediyorum =)Bu türü ve çizgi roman okumayı seviyorsanız, kesinikle tavsiye ederim.Ben İngilizce okuyorum ama Türkçesi de mevcut (yalnız bütün sayıları çevrildi mi bilmiyorum).Favori Kalemim:Tabii ki yeni dolma kalemim ^o^ Kaweco Ice Sport Pembe tam anlamıyla en gözde kalemlerimden biri oldu.O kadar yumuşak, rahat bir yazımı var ki dolma kalem sevgimi artırdı; sayesinde başka dolma kalemler de almak istiyorum ^o^ Üstelik çok tatlı bir dizaynı var; zaten Kaweco dolma kalemlerin dizaynını seviyordum, hepsi birbirinden güzel ama bu tam benlik ^o^Bu sabah yeni bir modelini daha gördüm, tam bir şeker pembesi; o da aklımda ^o^Favori Ayracım:Zaman zaman Pinterest'te sevdiğim resimleri kaydediyorum ve sonra onların fotoğraf kağıdına çıktısını alıp kitap ayracı yapıyorum.Bu ayraçları da aynen o şekilde yaptım ve bu ayki favorilerim bunlar oldu.Soldakini çok sevdiğim unicornlarla ilgili çizimler ararken bulmuştum, çok da sevimli oldu ^o^Sağ üstteki karikatürlerini çok sevdiğim Pusheen The Cat ve alttaki de Gorjuss kızlarından The Dreamer ^o^Favori Defterim:Dolma kalemle yazmaya başlayınca kağıt kalitesinin ne kadar önemli olduğunu anladım ^-^ Evdeki defterlerden hem sevimli olup hem de ihtiyacımı karşılayacak en tatlı defterim Clairefontaine'in bu "masal" temalı defteri oldu.Bu defterde dolma kalem pürüzsüz bir şekilde kayıyor ve yazma keyfini artırıyor.Clairefontaine defterlerinin diğer çeşitlerini de denemek istiyorum.Favori Dizi & Film:Benim için en önemli maddelerden biri bu aslında ama dönem sonuna yaklaşırken iş güç epey yorucu ve stresli olunca pek yeni birşey izledim sayılmaz. Devam eden sezon sonu yapan dizilerimi izledim ve film adına çok önemli birşey izlemedim arada TV'dekilere baktım o kadar. Umarım bu yaz aylarında daha çok vakit ayırabilirim film ve dizilere ^-^Siz de Mayıs favorilerinizi yorumlarda bırakabilirsiniz ^o^Sevgiler!

5 Haziran 2015 Cuma

Yeni Dolma Kalemim: Kaweco Ice Sport Pembe

Çok istediğim bir dolma kalemi sürpriz bir şekilde sevgili Mürekkep Faresi'nin çekilişinden kazanınca nasıl mutlu olduğumu anlatamam ^o^

Dolma kalemler konusunda pek bilgi sahibi değilim, ama son yıllarda çok sevdiğim bazı Türk ve Yabancı bloggerların dolma kalemler hakkında yazılarını bloglarından sıkı bir şekilde takip ediyorum ve bayılıyorum. Aslında birazda bu bloggerlar sayesinde dolma kalemlere olan sevgim arttı.

Zamanla yazıları okudukça ben de kendi çapımda bazı fikirlere sahip oldum pek tabii; alırsam hangi markaları, modelleri, mürekkepleri, renkleri tercih ederim diye. Ben pek koleksiyoner olamam bu açıdan =) ama almak istediklerim, kullanayım dediklerim var pek tabii.

Bunlardan biri de Kaweco markasıydı; genelde küçük boyutlu kalemlere özel bir ilgim olmasa da bu markaya bayılıyorum! Kalemlerinin hemen hepsi hoşuma gidiyor ama özellikle bu model/renk daha çok hoşuma gidiyordu ve şimdi elimde olması beni daha da mutlu ediyor ^-^

En hoşuma giden şeylerden biri de dolma kalemle yazmanın bu kadar farklı bir güzellikte olacağını daha önce düşünmemiş olmam. Hatta yazdıkça daha da keyifli geliyor insana ^o^ Yanımdan ayırmıyorum artık bu kalemimi, bol bol kullanmaya çalışıyorum ;)

Kaweco dışında en beğendiğim markalardan biri de daha önce bahsetmiş olduğum üzere Lamy. Rengarenk, güzel tasarımıyla birçok kişinin tercih ettiği bir marka ki ben de bayılıyorum =) Pembe ve Vista arasında gidip geliyorum ama birini alırsam diğerinin de versatil modelini alacağım sanırım. Bakalım ne zaman ;)