27 Eylül 2014 Cumartesi

Hafta Sonu ^o^

Uzun bir aradan sonra herkese merhaba ^o^Yaz biter bitmez öyle bir hızla başladık ki iş hayatına, nefes almadan çalışıyoruz desem hiç yalan olmaz =D Şu Cumartesi keyif fotoğraflarına hafta içi imrenerek bakıyorum desem yeridir. Gerçekten iş hayatı çok yorucu, yalnız benim için değil, hepimiz için öyle. Ama ne yapalım, herşeyin tadını çıkaralım, kendimize zaman ayırmaya, ufak aralarla bile mutlu olmaya çalışalım öyle değil mi? Biliyorum çok zor, zor olduğunu bizzat kendim de görüyorum ama mutlu olmak sağlığımız için de çok önemli;)Çok fazla kitap okuyamadım bu dönemde ama defterlerle, kalemlerle oynamaya devam =DKitap almamaya çalışıyorum daha önce de dediğim gibi ama bu Doctor Who kitabını D&R'da arkadaşım koşarak bana getirince kasaya kaç saniyede gittim hatırlamıyorum =D Yalnız kitabın tamamını okumama kararı aldım zira ismine baksanız yeni yapım hakkında zannedersiniz ama büyük bir çoğunluğu pek tabii eski yapımı da içeriyor ki beni hiç ilgilendirmiyor çünkü ben yeni yapımı seviyorum. Sonra bir de bu kitap çoğunlukla yazarın dizi eleştirisini içeriyor ve ben birçok düşüncesine katılmadığımdan, bu kitabı kesinlikle tavsiye ederim diyemeyeceğim. Mutlaka iyice araştırıp, inceleyip alın derim.Ve yeni başladığım Neil Gaiman kitabı. Çok uzun zamandır kitaplığımdaydı, ben Neil Gaiman kitaplarını pek biriktirmem, alır almaz okurum çünkü kendisi her kitabını bayılarak okuduğum tek yazar belki de. Ancak bir arkadaşım bu Amerikan Tanrıları'yla bağlantılı demişti ve ben o kitabı bitiremediğimden buna başlamaya cesaret edememiştim ama şimdi elime alıp bakınca (özellikle de ithaf sayfasını okuduktan sonra=) ) hemen başlayayım dedim. Sanırım 30sf falan okudum daha ama özlemişim Neil Gaiman'ın kalemini, çok eğlenceli ;)Ve bu haftadan son bir fotoğraf. Bu güzel deftere başlama kararı aldım bu hafta; elimizdeki kullanmaya kıyamadığımız defterleri kullanalım mesajıyla bu hafta instagram'da bir fotoğrafını daha paylaşmıştım =D Günlük notlarımı, yapacaklarımı ve çeşitli listeleri not ediyorum bu güzel deftere ;)Daha sık blog yazmak için bir app bile yükledim telefonuma ama ne çare =D Yoğun olsam da yazmak iyi geliyor, hiç değilse hafta sonları yazarım diye düşünüyorum ;))

*Anansi Çocukları ithaf sayfası - Neil Gaiman

Ahlaki Olan ve Olmayan / Brigitte Labbé - Çıtır Çıtır Felsefe (Günışığı Kitaplığı)

Günışığı Kitaplığı'nın en sevdiğim kitaplarından Çıtır Çıtır Felsefe serisinin yeni kitabı çıktı!Ahlaki Olan ve Olmayan Brigitte LabbéHer yaştan milyonlarca okurun hayranlığını kazanan "Çıtır Çıtır Felsefe" dizisinden 26. kitap!Vicdan olmadan ahlak olur mu?Felsefeyi günlük yaşamdan zengin örneklerle buluşturarak çocukların yaşamlarına yerleştiren "Çıtır Çıtır Felsefe" dizisinin 26. kitabı, birlikte ve özgürce yaşayabilmemiz için ahlak ve vicdan kavramlarını tartışıyor. Dizinin yaratıcısı Brigitte Labbé, kötü olduğunu inandığımız ama yasalarla ve kurallarla yasaklanmayan şeyleri yapmıyorsak, bunun nedeninin insana özgü ahlak bilinci ve vicdan olduğunu anlatıyor; yüzyıllardır tartışma konusu olan etik meselesini bir çocuğun anlayabileceği sadelikte aktarmayı başarıyor."Kendine yapılmasını istemediğin şeyi, başkalarına yapma" yaklaşımından yola çıkarak ahlakın evrenselliğini açıklayan kitap, hem sınıf hem de aile içi okumalar için ideal.Bir şeyin asırlardır yapılagelmesi, o şeyin iyi olduğu anlamına gelmez. Töreler, gelenekler, inanışlar, alışkanlıklar hiçbir şeyi kanıtlamaz. Hatta kimi zaman aklı uyutabilirler. Bugüne kadar hep yapılagelen şeyleri, hiç sorgulamadan tekrarlamam tehlikesiyle karşı karşıya kalırız...İşte bu yüzden, birlikte ve özgürce yaşamak için hepimizin, içselleştirilmiş ahlaki kurallara ihtiyacı var.Brigitte Labbé'nin düşünmeye davet eden özgürlükçü yaklaşımı ve güçlü anlatımı kadar, Jaques Azam'ın karikatür tadındaki renkli resimleriyle de benzersiz "Çıtır Çıtır Felsefe" dizisi, çeşitli ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de birçok okulun en çok önerdiği kitaplar arasında yer alıyor. Yaşamı ve dünyanın işleyişini anlamaya çalışan çocuklara yardımcı olacak temel sorularla kurgulanan kitaplar, farklı bir kavramı, günlük yaşamda sıkça karşılaştığımız örnek olaylarla öyküleştirerek tartışıyor. Dizi, öğretmenler ve anne babalar tarafından da severek okunuyor.Bu seriyi bence tüm anne-babalar edinmeli çocukları için.

25 Eylül 2014 Perşembe

Kömür Karası Çocuk / Müge İplikçi (Günışığı Yayınları)

Çağdaş edebiyatımızın duyarlı yazarı Müge İplikçi, çocuk ve gençlik edebiyatındaki özgün verimini zenginleştiriyor.Göçmen bir çocuğun özgürlük müziği...Yetişkinler ve gençler için yazdığı kitaplar kadar, Uçan Salı ve Acayip Bir Deniz Yolculuğu adlı resimli kitaplarıyla da sevilen ödüllü yazar Müge İplikçi, bu kez çocuklara usta işi bir roman armağan ediyor. Kendini annesiyle birlikte Türkiye'de bir göçmen evinde bulan Salif'in öyküsü, müziğin iyileştirici gücünü, göçmenliği ve dayanışmayı çocuk gözünden, dilinden aktarıyor. Zor bir konuyu, çocukların duygu dünyasını zedelemeden, çocuğa göreliği gözeterek anlatmayı başaran yazarın, komik sahnelerle, ilginç karakterlerle ve klasik müziğin önemli bestecilerinden birinin metne yayılan varlığıyla kurguladığı öykü, keyifli bir okuma vaat ediyor. Sanatçı Huban Korman'ın desenleriyle canlanan kitap, her yaştan okuru, görmezden gelinen yaşamlar üzerine düşünmeye davet  ediyor.Nehirleri ve göğü ışıkla parlayan bir ülkeden Türkiye'ye gelen Salif için hayat, her gün bilinmezlerle doğar. Ayrı düştüğü müzisyen babasını özlemle beklerken, mahallenin okul orkestrasında bulur kendini. Oysa, gerçek bir adresi, okul kaydı yoktur. Üstelik mahalleli bu koyu tenli yabancılara hiç de iyi davranmamaktadır. Müziğin insanları birleştirdiği büyülü anlarla, Salif'in yaşamındaki hüzünlü anlar birbirine karışır. Salif, sevdiklerine kavuşabilecek midir?..

23 Eylül 2014 Salı

Mutlu Olma İhtimalimiz / Freud (Zeplin Kitap)

Psikoloji her zaman ilgimi çeken bir konu olmuştur.Şimdiki aklım olsa, psikoloji okurdum üniversitede.Eh artık o aşamayı geçtiğimize göre, ben de kendimce okuyarak bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum bu konuyla ilgili.En çok okumak ve anlamak istediğim kişi de Freud, onun hayatı ve çalışmaları. Ama tabii bu da öyle kolay değil. Freud'u ve eserlerini anlamak... Tamam kitaplarını alıp okuyorsunuz ama tam anlamıyla anladığınız söylenemez. Çünkü konuyla ilgili temeliniz yok, eğitimini almamışsınız.Ancak ben ısrarla Freud'la ilgili bir kitap gördüğümde alıp okuyorum. Umarım günün birinde hepsini anlayacak kıvama geleceğim :)Geçtiğimiz günlerde Zeplin Kitap'tan bir kitap çıktı, Mutlu Olma İhtimalimiz. Freud'a ait aforizmalardan oluşan kitap benden kaçar mı, tabii ki kaçmaz! Hemen alıp okudum, zaten incecik, 67 sayfa.Freud'un sözü üzerine söz söylenir mi? Asla! Çok beğendiklerimin altını çizmiştim, sizinle paylaşmak isterim:- Psikiyatri, insanlara kanepede uzanırken kendi ayakları üzerinde durabilmeyi öğretme sanatıdır.- Tıpkı ihtiyatlı bir iş adamının tüm sermayesini bir işe yatırmaktan kaçınması gibi, aklımız da mutluluğu tek bir kaynaktan beklemememiz konusunda bizleri uyarır.- Özür dilemek, senin haksız olduğun, karşı tarafın haklı olduğu anlamına gelmez. Verdiğin değerin egondan yüksek olduğunu ifade eder.- İsmini unuttuğunuz kişi hakkında muhakkak olumsuz bir düşünceniz vardır.- Bir insana vazgeçilmez olduğunu hissettirdiğinizde ilk vazgeçeceği kişi siz olursunuz.- Bir insan bir yere bakıyorsa orada ilgilendiği bir şey vardır. Bir insan bir yere hiç bakmıyorsa orada ilgilendiği bir şey kesinlikle vardır.İşte böyle tespitleri var Freud'un, ne diyebiliriz ki, insanları nasıl analiz etmiş!Tam isabet!

18 Eylül 2014 Perşembe

Son Adım Aşk / Kimberley Fisk (Martı Yayınları)

Martı Yayınları birbirinden güzel kitaplar çıkarmaya devam ediyor.İşte onlardan biri:Bir Adım Sen Bir Adım Ben Son Adım Aşk Yazarı: Kimberley Fiskİki kayıp ruh tek bir aşkta buluşursa..."Jenny, dokuz ay önce ölen nişanlısıyla birlikte kurdukları taşımacılık şirketinin sahibi genç bir kadındır. Nişanlısı Steven'ın yasını tutan Jenny bir süredir kötü giden işleriyle de ilgilenememektedir. Bu sırada ortaya çıkan Jared adında gizemli bir adamın beklenmedik talepleri kadının hayatını alt üst etmenin eşiğine getirir. Ölen nişanlısının arkadaşı olan Jared, şirketin kuruluşu sırasında verdiği yüklü miktarda borcu geri istemektedir.Jenny oldukça zorlu bir süreçle karşı karşıyadır çünkü Jared bir yandan genç kadının sahip olduğu her şeyi elinden almaya gelmiş bir düşman, diğer yandan Steven öldüğünden beri ilk kez kalbinin aşkla çarpmasını sağlayan etkileyici bir adamdır. Acaba düşmanca başlayan bu ilişkinin büyük bir aşka dönüşmesi mümkün olabilecek midir?"Okuyalım bakalım nasılmış...

17 Eylül 2014 Çarşamba

Abisler'in Çağrısı / Danielle Martinigol (100Dünya 3. Kitap)

On8 Kitap'tan yeni kitap!

Abisler'in Çağrısı / Danielle Martinigol (100Dünya 3. Kitap)

Sana benzemeyen her şey düşmanın mıdır?

"100Dünya" üçüncü kitapla sona eriyor!

Aëla, stazın gidişatında bir sorun hissetti.

"O da ne?" diye sordu endişeyle.

Kim demeliydin...

"Orada biri mi var?" diye mırıldandı şaşkına dönen Aëla.

Samanyolu'ndan yaklaşık 30 bin ışık yılı uzaktaydılar. İnsan topluluğunun alışılageldik rotalarından kim bu kadar uzaklaşmış olabilirdi ki?

"Bizi mi arıyorlar?"

Bizi buldular...

"Orada..." dedi.

Evet. Görüyorum.

"Kim o?" 

İnsan değil.

"100 Dünya"da nesil yükselirken, Maguelonne'ların tarihine gömülmüş keşifler su yüzüne çıkıyor. Efsanevi inci Melvin Meguelonne, Abis'i Jiu-kam'la nerelere yolculuk etmişti. Başkadeniz'İn efsanevi uzaygemileri Abisler, başka galaksilerle iletişim halinde mi? Başkadeniz, başka hangi sırları saklıyor?

Başkadeniz'e ilişkin gizemlerle çalkalanan 100Dünya Konfederasyonu'nda  kuşku, yerini paranoyaya bırakıyor. Konfederasyon, silahlı güçlerini devreye soktu bile. Medya ise haber peşinde, kitlelerin algılarını acımasızca yönetiyor. Bu arada, galaksinin kaygıyla izlediği, başına buyruk Kara Abis, incisi Aëla Meguelonne'la birlikte herkese ter döktürüyor. Sonu gelmez bir kaosla mücadele eden Meguelonne Ailesi'nde aşk, bu kez hiç beklenmedik bir kıskançlığın çengelinde. Bilimkurgunun sevilen kalemi Danielle Martinigol'ün ünlü üçlemesi "100Dünya", yüreklerde iz bırakan bir finalle sonlanıyor.

1949'da Fransa'nın Burgonya kentinde doğan Danielle Martinigol, büyükbabasından ona kalan bilimkurgu kitaplarıyla tanıştığı on bir yaşından bugüne, türün tutkulu bir hayranı oldu. Beaune ve Dijon'da eğitim gördükten sonra çağdaş edebiyat üzerine yüksek lisans programını tamamladı. Öğretmenlik yıllarında Hachette için pedagojik dosyalar hazırladı. Öğretmenlere bilimkurgu okuma ve yazma üzerine dersler verdi. L'Or bleu (Mavi Altın,1989), Les Soleils de Bali (Bali'nin Güneşleri,1993) ve çok sayıda ödül alıp büyük okur kitlelerine ulaşan Les Oubliés de Vulcain (Vulcain'de Unutulanlar,1995) adlı bilimkurgu romanlarını, iki çocuğunu ve öğrencilerini düşünerek kaleme aldı. Kim Aldany takma adıyla ve Alain Grousset'yle birlikte Les-Mange-Forets'yi (Orman Yiyiciler,1994) yayımladı. Bu kitabın başarısı "Kerri et Mégane" (Kerri ve Mégane) dizisini doğurdu. Martinigol, aynı zamanda fantastik dizi "Lumina"nın da (2000) yaratıcılarındandır. İnsanların koloniler halinde galaksiye dağıldığı bir geleceği kurgulayan "100Dünya" üçlemesinin ilk kitabı 100Dünya'nın Gizli Yüzü (Les Abimes d'Autremer,2001) 2002'de Grand Imaginaire Gençlik Romanı Ödülü'nü, 2003'teyse Chronos Ödülü'nü kazandı. Üçlemenin ikinci kitabı Başkadeniz'e Dönüş'ü (L'Envol de l'Abime,2004) Abisler'in Çağrısı (L'Appel des Abimes,2005) izledi. Martinigol'ün, Edgar Allan Poe'nun öykülerine yorumlu alıntılarla yer verdiği Histoires Terribles (Korkunç Öyküler) adlı öykü kitabı 2013'te yayımlandı. 

12 Eylül 2014 Cuma

Erteleme Sanatı / John Perry

Her zaman beğendiğimiz kitapları yazacak değiliz ya, beğenmediklerimizi de yazalım , belki birilerine fikir verir :)

Kitapçıda bu kitabı gördüğümde çok ilgimi çekmişti, mutlaka alıp okuyayım diye düşünmüştüm. Ama okudum ve pek de beklediğim gibi bulmadım.

Amerikalı bir felsefeci ve aynı zamanda "Sistematik Erteleme" makalesinin yazarı olan John Perry tarafından yazılan kitap ilk anda size çok şey vaat ediyor. Çünkü kitabın alt başlığı "Oyalanma, Savsaklama ve Kaytarma Rehberi". Hani sanki bu kitabı okuyunca, bunları etrafa çaktırmadan nasıl yapacağınızı öğrenecekmişsiniz gibi. Ben de bu amaçla mı aldım bu kitabı? Evet, itiraf edeyim biraz öyle... Oysa ki kitap, bence, ertelemeye farklı bir açıdan bakmayı anlatıyor. 

"Sistematik erteleme, kişinin gereken işleri bu olgudan faydalanacak şekilde yapılandırmasıdır. Aklınızda - belki de, not aldığınız bir yerde- sonuçlandırmak istediğiniz işlerin önem sırasına göre bir listesi bulunur. Bu listeye öncelikler listesi bile diyebilirsiniz. En önemli ve acil görünen işler en üstte yer alır. Fakat listenin alt sıralarında da yapılmaya değer işler bulunur. Bu işleri yapmak, listenin üst sıralarındaki işlerden kaçınmanın bir yoluna dönüşür. Buna benzer bir iş yapısı sayesinde erteleyici faydalı bir yurttaş olur. Hatta benim gibi çok iş kotaran biri olarak nam bile salabilir..."

"...Bana göre mükemmeliyetçilik ertelemeye yol açıyor. Mükemmeliyetçi olduğumu düşünmediğim için bu ikisi arasındaki bağlantıyı görmem zaman aldı. Birçok erteleyici, mükemmeliyetçi olduğunu fark etmez...."

Yani yazar, erteleyenleri bugüne dek iyi gözlemlemiş (söylediğine göre, kendisi de bir erteleyici)  ve bunu farklı yönlerden ele almış. Ama sonuç? 

Kitabı bitirdiğimde  "Eee?" dedim kendime. 

Kitabın en sevdiğim yeri, en başında yer alan Mark Twain'in sözü:

"Bugünün işini yarına bırakma, mümkünse ertesi güne bırak."Kitabın arka kapak yazısı şöyle:"İyi haber: Artık her şeyi ertelediğiniz için kendiniz kötü hissetmek zorunda değilsiniz. Dünyada ertelemeyi bir yaşam biçimi haline getirmiş sizin gibi çok insan var ve bu insanlar aslında pek çok şeyin altından kalkıp gayet de başarılı olabiliyorlar.John Perry de parlak ve esprili bir üslupla yazılmış bu kitapta, ertelemenin bir kusur değil, aksine faydalı bir şey olduğunu, hatta bir 'sanata' dönüşebileceğini gösteriyor.Siz de teslim tarihleriyle arası iyi olmayan, hemen işe koyulmak yerine kaytarmayı seçen, faturaları ödemek internette gezinen veya önemli işler dururken sürekli başka şeyler icat eden biriyseniz, bu kitap hayatınızı değiştirebilir. Burada önerilenleri yapmayı ertelemek ise en doğal hakkınız..."Siz bilirsiniz, tercih sizin :)

Güne başlarken...

Sonnet 149

Canst thou, O cruel, say I love thee not,

When I against myself with thee partake?

Do I not think on thee, when I forgot

Am of myself, all tyrant for thy sake?

Who hateth thee that I do call my friend?

On whom frown'st thou that I do fawn upon?

Nay, if thou lour'st on me, do I not spend

Revenge upon myself with present moan?

What merit do I in myself respect

That is so proud thy service to despise,

When all my best doth worship thy defect,

Commanded by the motion of thine eyes?

But love, hate on, for now I know thy mind;

Those that can see, thou lov’st, and I am blind.

–William Shakespeare

10 Eylül 2014 Çarşamba

Hafta Sonu

Geçen hafta ne kadar yorucu geçtiyse hafta sonu da bir o kadar yorucu geçti, ama neden? Tabii ki benim gezip tozma hevesimden =D Çok sevdiğim bir arkadaşımla kitapçı&kırtasiye gezdik cumartesi, sonra eve kendimi atar atmaz böyle güzel bir çayla yorgunluk attım =) Bu kitap köşesi de yeni, "evde kitap olmayan oda kalmasın!!" projemin bir parçası ^o^Eylül ayının en güzel yanı okullara geri dönüş başladığı için her yerde bir kırtasiye furyası olması ^o^ Küçüklüğümden beri ya böyle manuel ya da otomatik büyük bir kalemtraş isterim ve sonunda aldım gördüğünüz üzere. Hiç aklımda yokken bu sevimliyi görünce dayanamadım hemen kaptım =DBir kırtasiye alışverişi de dün YDS sınavı sonrası yaptık ;) Sınav stresini attıktan sonra D&R'a yeni gelen ürünlere baktım ve istediğim gibi vintage kategorisinden bir kalemkutu kaptım. Bu arada ben oradayken çok şahane çizgi roman temalı kalemkutuları, defterler...vs. kolilerden çıkarılıyordu, hepsine bayıldım! Zebra Sarasa'lardan da almadan edemedim, bunlar daha önce bende olmayan renklerdi. Bu arada Instagram'da çok soran oluyor; Zebra Sarasa'ları ben Notebook Kırtasiye'den alıyorum çünkü 3+1 ile bir tanesi hediye oluyor, renkler de çeşit çeşit. Önceleri Toyzz Oyuncak mağazasında da vardı bu uygulama ama sonra gittiğimde orjinal satış kutusunun üstünde yer alan "1 hediye" yazısını kendileri karalamışlar; bu benim haliyle pek hoşuma gitmedi. Bir de D&R'larda bazı renkleri de bulabilirsiniz.Kısacası güzel bir hafta sonuydu; umarım sizin de güzel geçmiştir hafta sonunuz. yeni hafta da mutlulukla geçsin ;)

6 Eylül 2014 Cumartesi

TGIF ^o^ + Ofis + Bloglovin

Günaydın! (Sabah başladığım yazım ofisteski yoğunluktan 14:17'de yayımlandı;) )Yoğun geçen bir haftanın ardından yine sevimli bir Cuma gününe merhaba demiş bulunmaktayız ^o^ Ofiste oldukça yoğun olmama rağmen arada küçük mutluluklar yaratmaya çalıştım yine kendime =) Ne olursa olsun arada bir dinlenmek, sevdiğiniz bir aktiviteyi yapmak sonrasında kesinlikle konsantrasyonu artırıyor ve kendinize gelmenizi, enerji kazanmanızı sağlıyor.Ben arada kitap okumaya, çay ya da kahve içmeye veya çikolata gibi bir kaç abur cubur yemeye bayılıyorum gördüğünüz gibi ^o^ Bu küçük mutluluklar özellikle çok yorulduğumda ya da enerjim tükendiğinde bana çok iyi geliyor ;)Bir diğer sevdiğim aktivite de rengârenk kalemlerimle defterlerime yazmak. Meslek gereği zaten yazacak şeyim çok ama onun dışında da yazmak için her zaman bir neden, bir konu bulabilirim. Bu açıdan internette bolca "yazma/organizasyon/planlama" üzerine bloglar okumayı çok seviyorum. Özellikle yabancı bloggerlardan son zamanlarda takip ettiğim kişi sayısı çokça arttı. Bloglovin'i düzenli kullanmaya başladıkça daha da enfes bloglar keşfetmeye başladım ve pek tabii bunda Instagram'ın payı çok büyük. Bir de insan "kendi gibi" birilerini buldukça çok mutlu oluyor ^o^ Öğrencilik yıllarımda, sonrasında etrafımda kırtasiye sever, düzenli defter kullanan/not alan, planlı defterler oluşturan ya da kırtasiyeye önem veren insanlar azdı, sonrasında da iş hayatında da çok az böyle kişilere rastlıyorum; bu nedenle internet sayesinde benim gibi böyle şeylere düşkün insanları keşfetmek çok hoşuma gidiyor. Instagram'da ya da bloglarında bu konularla ilgilenen ve bunu çok başarılı bir şekilde yapan kişilere bayılıyorum^-^ Bu kadar bahsettikten sonra takip etmeyi çok sevdiğim birkaç ismi de yazayım (her hangi bir sıralama olmaksızın), belki sizlerin de hoşuna gider ;)Instagram: @littleredmoose @my_planner @alight_ss @faustine2012 @orangemidori @kristinnohe @tweetflock @hanyualisa @missthundercat @roxtimeless @_mendigote_ @seaweedkisses @umbooba @coc0range @shindigpaperie @jose_naranja @zowiecc @acco_acco7 Bloglar: A Bowl Full of Lemons - Amy Tangerine - Gourmet Pens - hello sandwich - MyPurpleyLife  - Nadia van der Mescht - Paper Lovestory - The Paper Trail Diary 

Günışığı Kitaplığı / Dört Kozalak

Dört Kozalak / Karin KarakaşlıÖdüllü koleksiyon "Köprü Kitaplar" ın 17. kitabı, Karin Karakaşlı'dan.Sınav yolunda koşanlar, yaşam yolunda tökezleyenler...Editörlüğünü Semih Gümüş'ün üstlendiği, 2010 Mehmet Fuat Yayıncılık Ödülü'yle taçlanan "Köprü Kitaplar" dizisinin 17. kitabını, edebiyatımızın duyarlı kaleminden şair Karin Karakaşlı yazdı. Karakaşlı, farklı kültürel ortamlarda büyüyen dört genci bir araya getirdiği romanında, sınav kaygısının genç bireyleri nasıl etkilediğini duygu dolu, yalın bir dille anlatıyor. Başarmaları gereken bir sınavın yanı sıra, hayatta yürüyecekleri bir yol da oluşturmaya çalışan gençlerin, kültürel ve toplumsal farklılıkları anlamlandırma çabaları ve dayanışmayla her türlü ön yargıyı, zorluğu aşma azimleri romanın güçlü duygu dünyasını düşünsel unsurlarla zenginleştiriyor. Çağdaş Türk edebiyatının özgün yazarlarını çocuklarla ve gençlerle buluşturan "Köprü Kitaplar" koleksiyonunun 17. konuğu Karin Karakaşlı'nın bu romanı, gençler, öğretmenler ve aileler için, birlikte çıkabilecekleri bir edebi yolculuk şansı.Üniversite sınavları yaklaşmaktadır; bambaşka kültürel ve sosyal aile yapılarında büyüyen dört gencin yolu, iki genç öğretmenin evinde kesişir. Her yıl seçtikleri "özel" öğrencileri sınavlara hazırlayan öğretmenlerle bir yandan ders çalışırken, bir yandan da yaşama ilişkin sorularına cevap arayan gençler, gerçek bilgi üzerine kafa yorar ve dostluğun gücünü keşfederler... Karin Karakaşlı, İstanbul'da doğdu. Sankt Georg Avusturya Lisesi'ni ve Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu Mütercim Tercümanlık Bölümü'nü bitirdi. Kültür sanat sayfası editörü olarak çalıştığı Agos gazetesinde yazı işleri müdürlüğü yaptı. Günlü yaşamdan süzdüğü çoğu hüzünlü öyküleri, incelikli bir anlatımla kaleme alan Karakaşlı'nın, öykü kitaplarının yanı sıra bir romanı, köşe yazılarını topladığı bir deneme kitabı ve şiir kitapları yayımlandı. 1994 Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması'nda üçüncülük, 1995 Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması'nda birincilik kazanan Karakaşlı, 1998 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü'ne de değer görüldü. Bütünüyle gözden geçirilerek Günışığı Kitaplığı tarafından yeniden yayımlanan gençlik romanı Ay Denizle Buluşunca, 1997 Bu Yayınevi Roman Yarışması'nda mansiyon almıştı. Çocuklar için yazdığı ilk kitap olan Gece Güneşi, yine Günışığı Kitaplığı tarafından yayımlanan Karakaşlı, İstanbul'da yaşıyor, Agos'ta yazıyor.

5 Eylül 2014 Cuma

TYPO

TYPO öyle harika ürünler satıyor ki her birini almak istiyor insan =) Ben henüz bir şey almış değilim, o nedenle Türkiye'ye gelir mi gelmez mi bilemiyorum ama yine de kendime bir istek listesi oluşturmadan edemedim ^o^ Nasıl güzeller hepsi!...

3 Eylül 2014 Çarşamba

Can Yayınları / Yeniler

Ketum kahraman / Mario Vargas Llosa"Bu ülkede küçük de olsa bir uygarlık alanı yaratmak olanaksız," diye geçirdi aklından. "Barbarlık her şeyi önüne katıp sürüklüyor." Karamsarlığa kapıldığı zamanlarda yaptığı gibi yine,gençliğinde gidip başka ülkelerde kendine bir yaşam kurmak yerine, burada, Lima denen bu korkunç şehirde kalmaya karar vermekle ne kadar yanlış yapmış olduğunu düşündü.Peru'da iki şehir ve iki patron. Başkent Lima'da sigortacı Ismael Carrera, taşra güneşinin altında kavrulan Piura'daysa nakliyeci Felicito Yanaqué.Bir tarafta Felicito'nun, kapısına sıkıştırılan örümcek imzalı haraç mektubuna meydan okumasıyla değişen hayatı. Diğer taraftaysa ikinci baharının zirvesindeki Ismael'in ailevi antikalıkları yüzünden kabağın, sadık dostu ve şirketinin yöneticisi Don Rigoberto'nun başında patlaması. Tam da emeklilik hayalleri kurarken...Mario Vargas Llosa, Don Rigoberto'nun Not Defterleri, Üvey Annaye Övgü, And Dağlarında Terör ve Palomino Molero'yu Kim Öldürdü romanlarından karakterlerle renklendirdiği, sürükleyiciliğiyle arkası yarınlara taş çıkaran bu kitabında dalaverenin evrenselliğini bolca tebessümle gözler önüne seriyor.1913 Fırtınadan Önce / Florian Illies1913: Başlangıç ile sonun, zafer ile melankolinin iç içe geçtiği ve her şeyin sanata dönüştüğü bir tarih. Hiçbir şeyin bir daha eskisi gibi olmayacağı bir dönüm noktası. Eşi benzeri olmayan, muazzam bir yıl. Felice'nin aşkıyla çılgına dönen ve daha bir kez öpüşmemişken darağacına onunla beraber yürümenin hayalini kuran Kafka; kayıp zamanın izinde sürüklenen Proust; asi öğrencisi Jung'la bozuşan Freud; Trieste'de aynı gün cappucino içen Kafka, Joyce ve Musil; Rodin'le tartışan ve nezle olup mızmızlanan Rilke..."Bütün merakım her zaman çöküştü, galiba ilerlemeye ilgi duymaktan beni alıkoyan da bu", diyen Thomas Mann gibi istisnasız herkesin çöküşten bahsettiği, yine de kimsenin avangard yaşamların bir gecede yok olup yerini kan ve baruta bırakacağına ihtimal vermediği hareketli bir yıl 1913. Oysa bilinen dünya, sona doğru yaklaşırken çöküş gerçekten de yakındır. Çok değil, bir yıl sonra takvimler 1914'ü gösterdiğinde, çöküşü çoktan ilan edilen dünya yine de sapasağlam yerinde dururken çalacaktır Büyük Savaş'ın boruları.1913: Fırtınadan Önce'de Florian Illies, Birinci Dünya Savaşı'nın arifesinde, geri dönüşü olmayan felaketlere gebe bir geçiş döneminin portresini ustalıkla çiziyor. 1913: Fırtınadan Önce, uzun 19. yüzyılın ardından, savaşların ve aşırılıkların çağı olarak tarihe damgasını vuracak kısa 20. yüzyılın ilk büyük krizinin eşliğinde sanata, edebiyata ve kültüre dair gösterişli bir kitap.

2 Eylül 2014 Salı

Mavibulut Yayınları'ndan yeni kitaplar!

Çocuklar çok şanslı! Piyasada çok güzel çocuk kitapları var ve her gün bunlara yenileri ekleniyor.Konu çocuk kitapları olunca, en sevdiğim yayınevlerinden biri olan Mavibulut, yeni kitaplar çıkarmış, mutlaka bakın!Konuşan Köpek / Michael Rosen"Evde köpek beslemeyi düşünen herkesin okuması gereken bir kitap. Yazar, köpek (herhangi bir evcil hayvan olarak da düşünülebilir) besleme konusunu tersyüz etmiş ve bizi bir de köpeğin bakış açısından bakmaya davet ediyor. Tuğçe ve annesi hayvan barınağına gidip kendilerine bir köpek seçmiyorlar; hayvan barınağına gidip, bir mülakata katılıp köpek tarafından seçiliyorlar. Aralarında yaşanan diyaloglar ise hem eğlenceli hem dikkat çekici."Garklayan Gamze / Michael Rosen"Kitap, toplumda pek de hoş karşılanmayan bir eylemi merkezine almış: geğirmek!Kahramanımız bu eylemi öyle bir dönüştürüyor ki siz onun kınama, ayıplama gibi durumlarla karşılaşacağını düşünürken o, insanların sevgisini ve hayranlığını kazanıyor. Bu durum toplumsal davranışları sorgulama yönünde fikir verebilir okura..."Pırtlayan Balık / Michael RosenBu kitapta da benzer bir durum söz konusu fakat bu kitapta eylemi gerçekleştiren kahraman, bir balık. Kitap, balığın 'yetenekleri' sayesinde ünlü oluşunu konu alıyor. Fakat günün birinde yeteneğini kaybediyor. Ancak sahibi Ezgi balığını sevmeye devam ediyor."Sandalda Bir Çocuk ve Bir Ayı / Dave Shelton"Dave Shelton ve editörü David Fickling bir ilk kitap olan Sandalda Bir Çocuk ve Bir Ayı ile Branford Boase Ödülü'nü aldılar. Bronford Boase Ödülü yazarı ve editörü aynı anda ödüllendiren, yeni yazarların ortaya çıkmasında editörün önemini vurgulayan bir ödül.Shelton ilk adımını atan bir yazar için editörün çok önemli olduğuna vurgu yaparak 'Yüzüstü düşer miyim korkusunu ciddi ciddi yaşıyordum' dedi. 'Ama David Fickling'in nazik editörlüğü neyse ki dengede kalabilmemi sağladı.'Fickling'e göre kitap insanı alıp götürüyor; insan ilişkileri ve sevgiyle yüklü. 'Karakterleri tanıyorsunuz ve onlarla çatışıyorsunuz, tıpkı ailenizle olduğu gibi' diyor. Ayı sinir bozucu, çocuk da...Ama bir süre sonra onlarla birlikte buluyorsunuz kendinizi. Onlarla birlikte olmak istiyorsunuz zaten ve bunun hiç bitmemesini de...Ama sonuçta bu bir kitap işte...Bitiyor...Seçici kurul adına konuşan Guardian'ın çocuk kitapları editörü Julia Eccleshare Sandalda Bir Çocuk ve Bir Ayı'nın epey güçlü bir aday listesi içinden öne çıkmayı başardığını söylüyor. 'Seçici kurul üyeleri bu kitabın orijinalliğini, öyküsünü benzersiz bir tarzda anlatışını sevdi.' Ve ekliyor: 'Hepimiz daha önce böyle bir şey okumadığımız konusunda hemfikirdik.'