30 Ocak 2015 Cuma

Esen Kitap'tan İki Güzel Kitap

Esen Kitap, yeni sayılabilecek bir yayınevi, 2009 yılında kurulmuş. Çok güzel kitapları var. Bunlardan iki tanesinden bahsedeceğim size.Çocuk Yapmamak İçin 40 Neden / Corinne MaierNo Kid"Anne baba adayları, çocuk meraklıları, doğum sempatizanları, emzirme takıntılıları, No Kid'in amacı morallerinizi bozup ezberlenmiş fikirlerinizi ters yüz etmek! Bu güldürücü ve siyaseten doğru olmayan kitapta yazar, toplumumuzun en dokunulmaz taburlarından biri olan çocuğa hücum ediyor. Konformist söylemler ve çocuğa övgüler saydıran düşünce dünyasına isyan eden yazar, tuzağa düşmemeniz için sizlere 40 akılcı neden sunuyor. Kadına sadece anne olması ve iyi çocuk yetiştirmesi dayatılan şu günlerde düzen bekçilerinin, pazarlamacıların, kapitalizmin, psikologların ve daha nicelerinin çocuğu neden bu denli sevdiğini sorguluyor. İğneleyici ve kamu sağlığı açısından önemli olan bu kitap, toplum içinde 'cehennem, çocuklardır' diyemeyen milyonlarca ebeveyni de mutlu edecek. Yavruları yataklarına yattığında anne ve babaların çoğunun içinden düşündüğü şeyi, nihayet biri yazmaya cüret ediyor.""Günümüzde anne baba olmanın ne demek olduğunu gözler önüne seren bir kitap: Bitmeyen sıkıntılar, hep daha fazla para kazanma gereksinimi, can sıkıcı bir hayat ve bir kenara bırakılan hayaller. Bu kitap, sadece bir kitap değil aynı zamanda bir manifesto!"Le Monde"No Kid, sinir krizinin eşiğine gelmiş ebeveynler ve hakim söylemin suçluluk duygusu uyandırdığı çocuksuz bekarlar için kurtarıcı bir opus. Okuması keyifli, iğneleyici, keskin bir metin."France 3"Anneliğin zafer kazandırdığı günümüzde, Simone de Beauvoir'ın torunları kafa tutuyor. Sözcüleri de Corinne Maier."Le Nouvel Observateur"Eğlenceli olduğu kadar işi uç noktalara götüren iddia ve suçlamalar, çocuklarının canlarından bezdirdiği anne ve babaları suçluluk duygusundan kurtaracak. Diğerlerine ise güçlü bir doğum kontrol hapı etkisi yapacak."L'ExpressNew Orleans Cinayetleri / Ray Celestin"1919 yılının New Orleans'ı...Birinci Dünya Savaşı sona ermiş, caz ve blues kentin her yanını sarmaya, Amerika'nın ilk mafya aileleri semirmeye başlamışken kent büyük alkol yasaklarına doğru yol alıyor. New Orleans'ın bol yağmurlu, çamurlu sokaklarında başlayan seri katil avı, fırtınalı bir caz gecesinde zirvesine ulaşıyor.New Orleans'ın tarihinde yer almış gerçek bir seri katilden esinlenilen kitapta, üç kişi, üç koldan kentin kabusu haline gelen Baltalı Katil'in peşine düşüyor: Resmi polis dedektifi Teğmen Michael Talbot, mafyanın yararına seri ve katilin peşine düşen eski dedektifi Luca D'Andrea ve dedektiflik bürosunda sekreter olarak çalışan sıkı bir Sherlock Holmes her kesimin bir numaralı gündemi olurken, Baltalı Katil yazdığı bir mektupla, evinden ya da bulunduğu yerden caz sesi gelmeyen herkesi baltasının tadına varmakla tehdit ediyor. Şehirdeki her mekandan caz müziği eşliğinde neşeli kahkahaların duyulduğu akşam, Baltalı listesindeki son ismin peşine düşer. Sağanak, bataklık ve cazın birbirine karıştığı gece, katilin peşindeki üç ismin de hayatını şekillendiren bir cinayetle sonlanır.

29 Ocak 2015 Perşembe

Şu Sıralar Neler Okuyorum?

Tam ne güzel yarım bıraktığım kitaplara devam edeceğim derken kendimi yeni bir kitaba başlamış buldum =D Pişman mıyım? Tabii ki hayır =D Çünkü yarım bıraktığım kitaplara da tam olarak başlamış sayılmam sadece 3-5 sayfa okudum, zaten şu sıralar farklı bir şeyler okuduğum için onlara daha sonra geri dönerim. Sonuç olarak; tabii ki yarım kitapları bitirme düşüncemden vazgeçmiş değilim, kitapları elime doğru düzgün alıp okumaya başlayınca bitireceğimi düşünüyorum;)Neyse bir güncelleme zamanı. Şu sıralar neler okuyorum onlara bir bakalım:Daha önce Sandman'i okumaya başlamış ama yarım bırakmıştım (işte yarım bıraktıklarımdan biri daha! :D) Fakat bu senenin başında tekrar elime aldım ve okuduklarımı da okumaya karar vererek en başından başladım. Neil Gaiman'ı ve bu grafik roman serisini çook sevdiğimden en başından başlamak epey iyi oldu; yine çok eğlenerek okuyorum. İlk kitabı kısa bir süre önce bitirdim ve şimdi ikinci kitaptayım.Geçen gece dediğim gibi elimdeki kitaplara daha doğru düzgün başlayamadığım ve neyi okusam diye kitaplığımın önünde düşündüğüm sırada, uzun zamandır kitaplığımda bekleyen Dracula Günlükleri kitabına başlamaya karar verdim. Aslında bunun bir nedeni de Sandman'i İngilizce okuduğum için diğer yarım kitaplar da İngilizce olduğundan Türkçe bir kitap seçeyim istedim. Bir diğer nedeni de kitabın üstünde yer alan Neil Gaiman tavsiyesi tabii =D Şu an başlardayım ama sevdim şimdiden ;)Şimdilik okuduklarım bunlar ve daha fazlasına bulaşmak istemiyorum =D Eğer bir aksilik olmazsa bir sonraki yazımda "Neler İzliyorum?" şu sıralar onun üzerine olsun; ne zamandır yazmadım ;)

28 Ocak 2015 Çarşamba

Ben ve Sen / Guisi Quarenghi (Günışığı Kitaplığı)

Sömestr tatili başladı. Ne güzel, çocuklar için bol bol okuyabilecekleri 15 koca gün! Keşke bana sa verseler böyle bir tatil...Ama başka işim olmayacak, sadece kitap okuyacağım :)Tatilde çocuklarınızla birlikte gidin kitapçıya ve bırakın o seçsin kitabını. Alsın istediği bir kitabı ve tatilde okusun. Hiç zorlamayın. Zorladıkça onu okumaktan uzaklaştırırsınız çünkü...Çocuklar için birbirinden renkli kitapları olan Günışığı Kitaplığı'ndan yeni bir kitap daha. 3-8 yaş arası çocuklar için. Ben ve SenGuisi QuarenghiGünışığı KitaplığıFarklı ülkelerden iki çocuk ve bir öykü ödeviİtalyan çocuk ve gençlik edebiyatının sevilen yazarı Guisi Quarenghi (Cüsi Kuarengi), Türkçe'ye çevrilen bu ilk kitabında, kütüphane projesinde yan yana gelen bir İtalyan ve bir Faslı çocuğun birbirini tanıma ve anlama sürecini öyküleştiriyor. Kütüphaneye düzenli gelen öğrencilerle her yıl yeni bir proje gerçekleştiren bir kütüphaneci sayesinde tanışan Beata ve Aziza, kendilerini keşiflerle dolu bir yolculukta bulurlar. Bambaşka kültürel yapılarda yetişmiş iki çocuk, farklılıklarını ve benzerliklerini gördükçe hem şaşırır hem de yakınlaşırlar. Her insanın bir öykü olduğunu hatırlatan kitap, çocukların ön yargıdan uzak kavrayış ve anlayış gücünü yüceltiyor. Saklanan nesnelerin, biriktirilen ve aktarılan öykülerin, gerçek bir kişisel tarih yaratmadaki rolüne değinen kitap, bireysel okumalara olduğu kadar ortak okumalara da olanak sunuyor.Kütüphaneci Marina'nın iyi bir fikri vardı. Neden sadece ünlü yetişkinlerin yaşam öyküsü yazılsın? Her yaşam değerli bir öyküdür ve kendi öykülerini yazmak çocukların hakkıdır. O halde, işe girişme zamanıdır. Kütüphanedeki çocuklar, ikişerli gruplara ayrılır ve birbirlerinin yaşamöyküsü araştırmaya başlarlar. Peki ya Aziza ve Beata gibi çok farklı ülkelerde büyümüş çocuklar birbirlerinin öyküsüne ulaşabilecekler midir?...Giusi Quarenghi, 1951'de İtalya'nın kuzeyinde, Lombardiya bölgesindeki Alp vadilerinden Val Taleggio'da doğdu, küçük bir dağ köyünde büyüdü. Eğitiminin ardından sinema, çizgi film ve televizyon alanlarında çalıştı; senaryolar yazdı. 1982 yılında yayımlanan Ahi, che male (Ah İşte Bu Acıttı!) adlı ilk kitabının ardından, çocuklar ve gençler için yazmaya başladı. 2006'da, İtalya'nın en önemli çocuk kitapları ödüllerinden Andersen Çocuk Dünyası Ödülleri kapsamında en iyi yazar seçildi. Strega come me (Benim Gibi Bir Cadı, 2007) ve Il mio Pinocchio (Benim Küçük Pinokyo'm, 2013) gibi yapıtlarıyla da çok sevilen yazarın son kitabı Sonno gigante, sonno piccino Uyuyan Dev, Uyuyan Bebek, 2014). Yazar, çocukluğunu geçirdiği Bergamasco'daki dağ köyünde yaşıyor ve çocuklar için durmaksızın yazıyor.Guiditta Gaviraghi (resimleyen), 1980'de İtalya'da doğdu; sanat eğitiminin ardından Milano'daki Güzel Sanatlar ve İletişim Okulu'nu bitirdi. Kitap resimlemenin yanı sıra ilkokullarda ve kütüphanelerde çocuklarla atölye çalışmaları düzenliyor; pek çok ödülü var.

23 Ocak 2015 Cuma

Kitap Okumak Üzerine

Frpnet'de okuduğum daha çok kitap okuyabilmek için verilen öneriler çok hoşuma gitti; benim çoğunlukla katıldığım bu güzel yazıyı sizinle de paylaşmak istedim.Yazı için: Daha Çok Kitap Okuyabilmek İçin 5 Öneri

21 Ocak 2015 Çarşamba

Kitap ve Çay

Kitap okumak keyifli ama okurken birşeyler içmek ve hatta yemek o keyfi biraz daha artırıyor diyebilirim =D en azından benim için öyle =) Pek tabii kitaplarımıza eşlik eden en güzel içecekler de sanırım çay ve kahve. Kahve içmeyi severim; özellikle de Türk Kahvesi =) ama sanırım hiç bir zaman tam olarak bir kahve sever olamayacağım =) Gerçekten görüntüsü, kokusu, tadı çok hoş geliyor ama günde 1 bardaktan fazla içemeyeceğim bir içecek benim için kahve ama çay öyle mi? Çay bambaşka... =)Çay içmeden güne başlayamayanlardanım ben de. Mutlaka kahvaltı ile birlikte bir ya da iki bardak çay içmek iyi geliyor. Sonra da gün içinde içilen keyif çayları... Tabii çay dediğim de öyle herhangi bir çay değil, mutlaka siyah çay ve tercihen kokusuz =) Yani bildiğiniz klasik Türk çayı desem pek yanlış olmaz heralde =) Kupa'da da seviyorum çay içmeyi ama en vazgeçilmezi büyük veya küçük cam bardakta çay ;)İşte ben çayı bu kadar sevince genelde kitap okurken yanında da mutlaka bir bardak çay oluyor. Başta da dediğim gibi birçok kitap sever sanırım kitabın yanında bir içecek olmasını seviyor; böylelikle keyifli anı daha da güzelleştiriyoruz.Ben okurken çay içmeyi sevenlerdenim, peki siz okurken bir şeyler yiyip içmeyi seviyor musunuz? Favoriniz neler? ;)

Kaptanın Teknesi / Sezgin Kaymaz

" 'O'Vakitle birlikte, vakitlice gelen...Hayatımı allak bullak eden, sonra da ortalığı bana toplatan...Bir kapı aralandı üç gün önce ve 'O' girdi hayatıma...Güneş kadar yakıcıydı, tufan gibi bir sen...'O'ydu hepsi de...Ruhumun tufanı, tufanımın Nuh'uydu...Kim, benim sandığım 'ben' olmadığımı öğretebilirdi bana?..Vakti, bir kılıç gibi kuşanan kim olabilirdi?...Kimdi, hiç tanımadığım halde, hep beklediğim?...Sarı gözlü, kara giysili, o yakışıklı kimdi?...'O'ydu elbette!"Kitabı okuyana kadar çok merak ettim. Hep "O"nun kim olduğunu merak ettim. İçimde bir şüphe vardı ama yine de kitabın sonuna kadar emin olamadım.Sezgin Kaymaz'ı yıllar önce okumuştum, Geber Anne kitabını. Çok ilginç gelmişti o zaman. Şimdi de aynı fikirdeyim. O Sezgin Kaymaz havası yine hissediliyor bu kitapta.Kitabın arka kapağında yazan konu özeti şöyle:"Üniversiteli öğrenci hayatının sebepsiz bir neşeyle anlamsızlık buhranları arasında gidip gelen olağanlığı içinde bir "kafa kızlar" muhabbeti... Ve bu olağanlığın tepesine düşen olağanüstü bir aşk hikayesi - üç günlük bir şey...Sezgin Kaymaz'dan, şen-şatır anlatılmış bir gündüz düşü daha..."Sevdim mi? Evet sevdim. Merakla okudum mu? Evet, sonunu merak ederek okudum. Ama yine de bittiğinde hevesim kırıldı sanki. Ne bekliyordum bilmem. Bir aşk hikayesi mi? Mutlu son mu? Tam adlandıramıyorum ama yine de sanki tam manasıyla beklediğimi bulamadım...Yine Sezgin Kaymaz okur muyum? Tabii ki okurum çünkü çok güzel yazıyor. Detayları, betimlemeleri, anlatımı, dili çok güzel.Böyle zengin bir birikime sahip bu yazarın en azından bir kitabınızı okumanızı mutlaka tavsiye ederim. Okuyucuya çok şey kazandırdığı kesin.

19 Ocak 2015 Pazartesi

Kitap: Okumaya Devam

Okumaya devam =)Bu sene epey verimli başladı. Bu sene aldığım en iyi karar ise yarım bıraktığım kitapları tamamlamak. Çok sevdiğim kitaplar da olsa bazen yarım bırakıp yeni aldığım bir kitaba başlıyorum ve sonra o yarım bıraktığım kitaba geri dönmek çok zor oluyor. İşte bu nedenle bu benim için çok önemli bir karar =) Yalnız tabii ki sevmediğim için bıraktığım kitapları tekrar elime almayı düşünmüyorum. Sevmediğim kitapları ya sevebilecek birine hediye ediyorum ya da birini bulamazsam satıyorum; böylelikle hem ben vakit kaybetmiyorum hem de başka birini mutlu etmiş oluyorum ;)Bu sene epey verimli başladı dedim çünkü bol bol okuyorum ama işin komik yanı Goodreads'te henüz bitirdiğim bir kitap yok, hatta Goodreads o büyük sayıdaki okuma hedefimden ötürü şu an bir kaç kitap geridesin demeye başladı bile =D Bunun nedeni yarım bıraktığım kitaplarda da bir birini bir diğerini okumam, ya da çizgi romanlarda sayıları işaretlemeyip ciltlerin bitmesini beklemem vs. sonuç olarak bol bol okuyor muyum bu önemli benim için ;)

Kısaca yarım bıraktığım kitaplara geri döndüğüm için çok mutluyum ;) Umarım bu aldığım kararı hakkıyla tamamlayabilir ve elimde hiç yarım kitap bırakmam bu sene. Eminim o zaman yeni kitap almak daha büyük keyif verecektir =)

15 Ocak 2015 Perşembe

Final Kültür Sanat Yayınları

Kitaplarını çok beğendiğim bir yayın evi Final Kültür Sanat Yayınları. Anne babaların, çocukları için çok güzel kitaplar bulabilecekleri bir yayın evi.

Ben her zaman bulamıyorum kitapçıda kitaplarını, o zaman da internetten alışveriş yapıyorum.

Oğlum da çok seviyor. En son Gogo ve Günışığı'nı almıştım, çok güzel bir hikaye.

Bugün de bana çok güzel bir hediye göndermişler bana. O kadar özenle hazırlanmış ki...

Buzdolabı magnetinden tutun da deftere, kitaplardan kurabiyeye kadar. Ve belki içlerinde en anlamlı olanı da çiçek tohumu. El yapımı doğal kağıdın içerisinde çiçek tohumları yerleştirmişler bahçemize dikelim ve büyütelim diye. Ne kadar güzel bir düşünce değil mi?

Final Kültür Sanat'a bir kez de buradan teşekkür ediyor, güzel kitaplarının arkası kesilmesin diyorum!

12 Ocak 2015 Pazartesi

Siyah

Muse vintage eyeglass / Kate Spade office accessory / Book box / Faber Castell glass bottle / Kate Spade Small Notepad The Short List / Muji home decor / Black paper clip / Black white home decor / Palomino Blackwing Pencil 602 Pack of 12 / Kaweco AL Sport Black Aluminium Rollerball & Fountain Pen Set

9 Ocak 2015 Cuma

2015 Ajandalarım

Defterleri, kalemleri, bol bol yazmayı bu kadar seven ben elbette tek bir ajanda ile yetinemedim yine bu sene de =) Nedendir bilemiyorum ajandaları, takvimleri pek seven bir insanım. Babam işi gereği eskiden her sene çeşit çeşit ajanda getirirdi eve hatta defterden çok ajanda kullanırdım o dönemde; belki bu nedenle biraz da seviyorum ajandaları ama plan program yapmayı da seven bir insan olduğumdan ajanda, takvim veya planlama işi gören defterleri, kırtasiye ürünlerini pek seviyorum.

Zaten tek tek açıklarken de göreceksiniz ama önceden belirteyim, pek tabii her biri farklı bir görev üstlenmiş durumda. Normalde defterlerimde de aynı şeyi yapıyorum; düzeni sevdiğimden genelde defterlerimin de hepsini farklı amaçlarla kullanıyorum.

Her biri farklı bir görev üstlense de bir tanesi ana grevi üstlenen, her sene özenerek seçtiğim ve içine temel olarak o gün yapmam gerekenleri veya yaptıklarımı yazdığım ajandam oluyor. Bu sene de bu görevi üstlenen ajandam geçen seneki gibi Keskin Color markasına ait bu sert kapaklı ajanda oldu. Geçen sene büyük boy pembe renkli olanını almıştım. Boyutu güzel olsa da gerçekten biraz ağır bir defter olduğundan bir süre sonra çantamda taşımakta zorlanmıştım ve maalesef benim için işlevselliğini yitirmişti. Bu sene farklı hatta çok farklı; desenli, desensiz, renkli, büyük, küçük... vb. bir sürü ajanda baktım ama son anda hatta Ocak ayının ilk günlerinde birden bu ajandayı almaya karar verdim. Bir şeyi çok istediğim de çok mutlu oluyorum ben yani genel olarak kararsız olduğumdan bu defteri böyle birden karar verip çok istemem ve hemen koşup almam mutlu etti beni =D

9x14 cm. boyutlarında, dışı beyaz içi 70 gr. Krem Ivory kağıt, lastikli ve her güne 1 sayfa ayrılmış bir ajanda. Geçen sene kapak rengini pembe seçtiğimden bu sene bir değişiklik yapıp beyaz seçtim; zamanla biraz kirlenebilir ama önemli değil benim için ;) Açıkçası tahminimden de çok sevdim ve bu boyutu çok da kullanışlı oldu benim için.

Son olarak arka kapakta bir cep mevcut; ben böyle ceplere bayılıyorum ve buraya günlük notlarımda kullanabileceğim bazı etiketlerimi koydum, muhtemelen küçük post-itler de ekleyebilirim.

Diğer ajandam bir sürpriz aslında. Çok sevdiğim bir arkadaşımın hediyesi oldu bu ajanda; benim zaten almayı düşündüğümü biliyordu ve bana yeni yıl tatilinden dönerken almış. Bu Kırmızı Kedi Yayınevi'ne ait bir ajanda, ilk gördüğüm andan beri çok beğenmiştim. Gerek kapağı, gerek iç dizaynı herşeyiyle harika bir ajanda.

Ve bu ajandayı ne amaçla kullanmaya başladığımı da bu fotoğrafta görebilirsiniz =) Blog planlarımı yazmak için harika bir ajanda olacağını düşündüm ve bunu da o amaçla kullanıma açtım. 

Sayfa düzeni blog notlarımı, planlarımı yazmak için çok elverişli ve ajandanın arka sayfalarında adeta bir küçük not defteri kalınlığında not alınabilecek sayfalar mevcut ki bu da çok kullanışlı olacak benim için;)

Her haftanın sonunda yer alan kedilerle ilgili minik alıntılara da bayıldım =^o^=

Son ajandam belki daha önce de fotoğraflarını gördüğünüz bu cici ajanda ya da belki planlama defteri diyebiliriz. Bunu alalı epey oldu; markası "Barunson" ve kullanımı epey keyifli. En güzel yanı tamamiyle istenilen zamanda kullanılabilir olması; içi özelleştirilebilir bir yapıda tasarlanmış.

Gördüğünüz gibi hem ay ve gün tarihlerini siz yazabiliyorsunuz, hem de arka sayfada mevcut olan "Memo" kısmına not alıp "Remember Things" kısmına hatırlamanız gerekenleri listeleyebiliyorsunuz. Bu ajandamı da evdeki çalışma masamın üzerinde kullanmaya başladım. Daha küçük notlar alabiliyor ya da hızlıca hatırlamam gerekenleri kısa bir şekilde yazabiliyorum.

2015 yılında kullanmayı planladığım ajanlarım bunlar. Epey memnunum şu an bu ajandalardan ve umarım etkili bir sonuç alabilirim, istediğim gibi kullanabilirim ;) 

Siz bu sene nasıl bir ajanda seçtiniz? Benim gibi planlama amaçlı farklı ajandalar da kullanıyor musunuz? ;)

6 Ocak 2015 Salı

Menekşe İstasyonu / Ömer Açık (Günışığı Kitaplığı)

Günışığı Kitaplığı'ndan yeni bir kitap daha!Menekşe İstasyonu Ömer AçıkEditör: Müren BeykanÖmer Açık'tan dayanışmayı yücelten, birbirinden ilginç karakterlerin buluştuğu bir ilk roman.Bir mahalle istasyonunu savunuyor!Genç yazar Ömer Açık, zengin dil kullanımıyla okumayı keyfe dönüştürmeyi başardığı ilk çocuk romanında okuru, Küçükçekmece Gölü kıyısında bir mahalleye davet ediyor ve mahallelinin tren istasyonlarını savunma çabasını anlatıyor. Kentsel dönüşümün sonuçları ile etkileri üzerine düşündüren ve dayanışmayı yücelten roman, bir yandan da, yok olmaya yüz tutan meslekleri hatırlatıyor. Öğretmenlik görevini sürdüren yazar, çocukların heyecanını ve yaşamı biçimlendirme gücünü, kendi deneyimlerinden süzerek hissettirmeyi başarıyor. Gün geçtikçe hızlanan ve sorumsuzca şekillendirilen bir dünyada, tren istasyonunda kitap okumak ve vagon penceresinden farklı yaşam kareleri görmek isteyen küçükler ve büyükler için umut sözcükleriyle yazılmış bir roman.Menekşe renginde, buz gibi suları olan Küçükçekmece Gölü'nün kenarında kendilerine bir yaşam kurmayı başaran Menekşeliler...Kuşaktan kuşağa evlerini, yollarını, okullarını ve hatta onları işlerine, okullarına ve gezmeye götüren istasyonlarını emek emek kuran Menekşeliler, günün birinde istasyonun geleceğiyle ilgili bir haber alırlar. Büfecisinden dişçisine, muhtarından mahallenin afacan çocuklarına kadar tüm mahalle toplanır. Geçmişlerini ve geleceklerini nasıl kurtaracaklardır?

2 Ocak 2015 Cuma

Kitap: Yeni Kitaplık Düzenim

Yenilenmeyi, yenlikleri seviyorum =) Zaten bugün ilk yazdığım yazımdan da anlaşılabilir ;) Böyle olunca yeni yıla başlarken bugün kitaplığımı da düzenleyeyim, o da yenilensin istedim ve grip olmama rağmen kalktım ayağa uğraştım kitaplığımla =) Gördüğünüz raflar dışında aşağıda bir raf daha var ama orada daha çok dosyalar ve birkaç ders kitabı dışında birşey yok. En üst rafı da pek sık kullanmıyorum ama diğer üç rafı daha sık kullanıyorum. Geçen aylarda epey kitap eksildi bu raflarda çünkü elimde yalnızca gerçekten çok değer verdiğim ve mutlaka kitaplığımda bulunmalı dediğim kitaplarımı tutmak istiyorum artık. Blogger olduktan sonra çok fazla farklı kitap türü denedim, aldım, okudum ama bunun çok faydasını gördüm diyemem aksine bir kısmı kesinlikle büyük zaman kaybı. Eski seçici yanım geri döndü ve bundan mutluyum; çünkü neyi okursam bundan keyif alabileceğimi biliyorum ve kesinlikle zaman ayırmaya değmeyecek kitapları okumaktan hoşlanmıyorum. Hayatta en değerli şeylerden biri zaman ve onu kesinlikle iyi kullanmak gerek ;) Bunun dışında bazı kitapları da dijital formatta ediniyorum; mesela çizgi romanlar, çok sayıya sahip mangalar veya bazı farklı türlerdeki kitaplar. Ekitap formatında kitap okumak biraz kitaplıkta da yer açılmasına neden oldu ;)Şimdilik yeni kitaplık düzenim böyle. Farklı değişiklikler yaparsam yine paylaşırım diye düşünüyorum;)

1 Ocak 2015 Perşembe

İyi Seneler!

Sağlıklı, mutlu, huzurlu ve pek tabii bol kitaplı nice senelere!