22 Aralık 2014 Pazartesi
Kitap: Tom Gauld Çizimleri
20 Aralık 2014 Cumartesi
Bilyeler / Behiç Ak (Günışığı Kitaplığı)
15 Aralık 2014 Pazartesi
Nintendo 3DS (XL)
13 Aralık 2014 Cumartesi
Yarından Sonra / Gillian Cross (Günışığı Kitaplığı)
29 Kasım 2014 Cumartesi
Kitap: LONDRA - Bilmek İstediğiniz Her Şey
Bu kitabı daha önce ilk kez Tüyap Bursa Kitap fuarında NTV standında görmüştüm, her nasılsa zamanla aklımdan çıkmış ancak kitapçıda NTV Yayınlarına bakarken bu seriden tek kopya olan bu kitabı görünce hemen alıp okumak istedim =) Londra sevgim çok başka; dünyada nereleri görmek, gezmek istersin deseniz kesinlikle tek bir yer yeter benim için; o da Londra =)
Böyle renkli kısa kısa bilgilerle donatılmış kitaplara bayılıyorum; kesinlikle en sevdiğim tarzda kitaplardan. Çocukken de bu tarz bilgi veren, renkli çizimlere sahip kitapları çok severdim; o nedenle sanırım biraz çocukluğumu da hatırlatıyor bu tarz kitaplar =) İçeriği benim için oldukça ilgi çekici ve tatmin ediciydi. Bu kitaptan tam olarak ne beklediysem onu buldum diyebilirim.Bildiğim birçok şeyin yanında bilmediğim birçok bilgiyi de edindim. Yalnız bu kitaptan detaylı bilgiler edinmeyi beklemeyin; kesinlikle eğlenceli, hoş bilgiler edinmek ve keyifli bir zaman geçirmek için okunacak bir kitap ;)Her bölümün sonunda yer alan, o bölümle ilgili daha fazla bilgi edinebileceğimiz sitelerin adresleri bence kitaptaki en hoş detaylardan biriydi.
Serinin bu kitap dışında bir de Paris ve Roma hakkında kitapları var; ilgilenenlere duyurulur ;)
İyi haftasonları =)
22 Kasım 2014 Cumartesi
bana çiçek vermişti albayım, üzerimde pembeli mavili bir gömlek
Blogun beşinci yılı doldu bu ay. Dedim "hadi artık, bırak şu mızmızlığı!" Demek ki sonbahar aylarında dürtüyor bizi bir şeyler yazmamız için. Son zamanlarda çok boşlasam da -ve kimi ayarları yapmayı hala başaramasam da- çok sevdim burayı, en çok da buradaki sohbetleri ve blog komşularımı. Nefes aldığım, paylaştığım, öğrendiğim, düşündüğüm bir yer oldu burası ses verenler sayesinde, siz çok yaşayın e mi! :)
Hızla hüzünlü konulara geçeyim, e dersimiz Kasım örtmenim! "Kasım ihtiyar, ölü bir ağaca bağladı beni / Nisana haber verin kurtarsın beni” diyor şarkı. Kasıma karşı biraz insafsız mı ne? (Tom Waits değil bu kez Liz Durrett söylüyor. Hatta bugünlerde şu seçkiyi dinliyorum, bakın beğenecek misiniz?)
Bugünlerde her şey pek dokunaklı geliyor, insanlık hallerine bakıp bakıp ağlayasım (sonra da bu halime haince gülesim) var. Niye öyle? İyi ama acıklı değil mi hallerimiz? Ne yapıyoruz küçük sincaplar gibi bir ağaç kovuğunu dünya belleyip? Avucumuzda tuttuğumuz palamudu nereye saklayacağımıza karar verememeler filan. Palamut yahu!:) Sonra bir de bu memleketin halleri var. Bazen umutsuzluğa kapılmıyor değilim. Bu topraklardaki çarpık bakışlarımız, zihnimizde kök salmış önyargılarımız filan. Hastamız yaşayacak mı, daha doğrusu hep böyle mi yaşayacak doktor? Öte yandan kendi kendini eğlendiren bir hokkabaz gibiyim, hep bir oyun oynamalar. (Mezartaşıma öyle yazsınlar, “doymadı oyuna!”) Kuşlara isim bulmalar, kedilere meslek yakıştırmalar, şarkı tutmalar, isim tahmin etmeler, instagramcılık filan. Yoksa işte, o bildik tekrar.
Kasım dedik ya, hani bir de insanlık halleri dedik, okul yıllarından her hatırlayışımda içimi yakan bir olay vardır. Minicik bir olay belki ama hiç unutamam.
Ortaokuldayım. Bazı günler ek ders yapıyoruz Fen Liselerine hazırlık için, okula erken geliyoruz. Öğlenciyim yoksa. O gün üzerimde önlük var –hayret!-. Asıl, pembeli mavili bir gömlek giymişim içine, önlük yakasının üzerine çıkarmışım, “havalı” olduğumu düşünüyorum o gün. Komik işte!
Derste birkaç şey lazım oluyor, böyle fırsatları kaçırmıyorum, ben getireyim diye atıyorum kendimi sınıftan dışarı, bana yeter ki tebdil-i mekan, hareket olsun! Odtü’deyken de hafta sonları üşenmeyip yurttan Yüzüncü Yıl’a gidip bir şeyler almaya gönüllü olurdum, sabahları o yürüyüş bana çok güzel gelirdi. Ekmek almaya giderken sevinen ender çocuklardan olabilirim. Şimdi daha üşengecim herhalde. Her neyse, eski bir okul bizimkisi, tavanlar yüksek. Mermer merdivenlerle Bugünün Saraylısı gibi –Sema Yunak versiyonu- iniyorsunuz aşağıya. Koşarak iniyorum. Okul kapısında nöbetçi öğrenci duruyor. Sabahçılardan. Karşılıklı gülümsüyoruz. Küçücük bir konuşma geçiyor aramızda. Pek hatırlamıyorum, belki de ona soruyorum silgi mi tebeşir mi, nerede diye. İnce, nazik biri, azıcık tutuk konuşurken. Sonra sınıfa giriyorum. Birkaç kez tekrarlanıyor bu, inip inip çıkıyorum. Biraz da heyecanlanıyorum karşılaşma için. Her seferinde gülümsüyoruz birbirimize. En son aşağı indiğimde elinde küçük bir çiçek demeti var, eğreti bir şekilde tuttuğu. Çiçeği bana uzatıyor. Ne dediğini de hatırlamıyorum, belki de bir şey demiyor, sadece çiçeği veriyor.
Çiçeği saklamaya çalışarak sınıfa giriyorum. Yanımda oturan Nebahat meraklı biri, hemen soruyor. Ben de söylüyorum. İnanamıyorum, diyor, başıma korkunç bir şey gelmiş olduğu konusunda ısrarcı. Birilerine fısıldıyor. Zil çalıyor, sabahçıların dersi bitiyor. Sınıftakilerin yanında aşağı inmeye çekiniyorum. Bekliyorum ki herkes insin. Sonra bakıyorum ki nöbetçi öğrenci yok. Daha sonra yanıma sınıftan Gökhan geliyor. İri yarı bir çocuk. “Merak etme, dövdük,” diyor. “Kimi?” diyorum. “Nöbetçi çocuğu,” diyor. “Neden” diyorum, boğazım düğümleniyor. Başka da bir şey demiyorum. "Nebahat söyledi" diyor. Ben okul bahçesine iniyorum. Kimse yok. Özür dileyeceğim ama bulamıyorum, sabahçılar dağılmış. İsmini de bilmiyorum. Ağlayarak yanaklarım yana yana, bahçede dolanıyorum. “Kaşağıyı ben kırmıştım” diyemeyen Ömer Seyfettin karakteri gibiyim. O gün içi kavrulan bütün öykü karakterleri adına ağlamış olabilirim, okul çeşmesinin yanındaki beton oturaklardan birine oturup. Niye o kadar çok ağladım, ben de bilmiyorum ama çok acıdı içim. O halim aklıma geldikçe, o Alkım'ı, birine çiçek verdiği için dövülen, “çoğunluğun” hırpaladığı bütün çocukları kucaklayasım gelir.
Nöbetçi çocuğu bir daha görmedim. Bu olay, hep yakasını çıkardığım mavili pembeli gömlekle birlikte aklıma gelir, sanki o çocuğun dövülmesinin nedenidir. Ah işte... Çağan Irmak filmi olmaya doğru gidiyor yazı:) Ne yapayım, bugünlerde böyleyim. Bilmem bu olay onun aklında yer etmiş midir böyle? Pek sanmıyorum.Küçücük bir olaydır ama koca bir insanlık sıkıntısı gibi hala içimi sızlatır. Böyle bir ortamda büyümüş olmak biraz içimi karartır. Bu coğrafyadaki bilinçaltının köklü arızalarından kendimizi ne kadar kurtarabilmiş olabiliriz ki diye düşünürüm, bu ortamda sevmeyi, aşık olmayı ne kadar öğrenmiş olabiliriz? Bu huzursuz debelenmelerimizde böyle “minik” olayların payı nedir? Ne bileyim… Belki de üzülmemeli, insanlık hali dediğimiz böyle bir şeydir, peşpeşe hata yapma, birilerini yaralama ve debelenme hali.
Ama üzülüyoruz işte, üzülmeyenler adına da üzülmek gerekiyor örtmenim. Yine de öğreniyoruz. Neymiş, birilerine çiçek vermek kötü bir şey değilmiş, çiçek güzel bir şeymiş. Hele ki nöbetçi öğrencilerin okul bahçesinden topladığı, arasına elinizi hafifçe çizen otların karıştığı, boyları birbirini tutmayan kasımpatılar çok güzel bir şeymiş.
15 Kasım 2014 Cumartesi
Anahtar / Isballe Flas - Hayır Hayır Bana Ne / Marie Isabelle Callier (Mavibulut Yayınları)
13 Kasım 2014 Perşembe
Tema Değişikliği
11 Kasım 2014 Salı
10 Kasım
10 Kasım 2014 Pazartesi
Kırtasiye: Yeni Alışveriş
Google sağolsun yine bir görsel buldum =) İşte Milan'ın bu silgilerinden beyaz/krem olanını aldım;)
İnsan epey mutlu oluyor kırtasiye alışverişi yapınca =) Defteri geçen hafta aldım ama hala yazabilmiş değilim, ilk sayfa stresi yaşıyorum sanırım =P Yeni hafta başlamadan, tatilin bu son akşamında biraz keyif yapıp, aldıklarımı denemek istiyorum. İyi geceler ;)8 Kasım 2014 Cumartesi
Uzakta / Mine Soysal (ON8 Kitap)
4 Kasım 2014 Salı
Kısa Pantolonlular Çetesi / Zoran Drvenkar (Günışığı Kitaplığı)
3 Kasım 2014 Pazartesi
Kitap: Okunmayı Bekleyenler: Uzun Dünya, Ölümcül Merhamet, Yerkara
Blog başlıklarımda biraz değişiklikler yapacağım; bunu hem bir yayında karman çorman oradan buradan bahsetmeyeyim, biraz daha düzenli olsun diye hem de daha sık daha düzenli yayın yapmak için ;)
İşte bunlardan biri de Kitap kategorisinde "Okunmayı Bekleyenler" başlığı. Bekliyorlar çünkü bu kitaplar benim kitaplığımda mevcut :))
Bunlardan ilki Uzun Dünya. İthaki Yayınları'ndan çıkan bu kitabı kitap fuarından almıştım. Terry Pratchett'ı pek severim, kitabın konusu oldukça ilginç.
Diğer iki kitap ise DEX yayınlarından. Bu iki kitap da epeydir kitaplığımda ama okumayı çok istediğim iki seri bunlar. Konuları oldukça güzel, hatta Ölümcül Merhamet'e başlamıştım ve çok beğenmiştim, bi ara devam edeceğim.Siz bu kitapları okudunuz mu, beğendiniz mi? Yorumlarınızı bekliyorum ;)31 Ekim 2014 Cuma
Bana Hiç Seni Seviyorum Demedin / Evrim Milaslı
30 Ekim 2014 Perşembe
Cumhuriyetimizin 91. Yılı Kutlu Olsun!
Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!Mustafa Kemal Atatürk20 Ekim 192729 Ekim 2014 Çarşamba
Hayal Kız / Leyla Ruhan Okyay (Günışığı Kitaplığı)
Video: Yeni Kırtasiye Çantam
27 Ekim 2014 Pazartesi
Son Okuduğum: A Little Something Different - Sandy Hall
A Little Something Different Ağustos ayında çıkmış yeni bir young adult - genç yetişkin türünde bir kitap. Benim bu kitabı keşfetmem tamamen tesadüf. Young adult - genç yetişkin türünde kitapları okumaya geri dönüş yaptığımı yazdığım bu yazımda aslında bahsi geçmişti ve kitabı bitireli epey zaman olmasına rağmen ancak hakkında yazabilecek vakti buldum. O yazıyı yazmadan önce Goodreads'te yine kitap avına çıkmıştım (zaman zaman yapıyorum yeni kitapları keşfetmek için, epey keyifli oluyor;) ) ve konusunu okuyup beğendiğim kitaplardan biri de bu olmuştu. Sonra seçtiğim kitapları tablete yükledim ve bu kitapla okumaya başladım. Sonuç olarak bu türde kitap okumaya dönmek için en uygun kitabı seçtiğimi anladım çünkü çok büyük bir keyifle okudum bu kitabı.
Bu kitap için oldukça orjinal bir kapak seçimi olmuş; hikayeyle birebir özdeşleşen, çok sevimli bir kapak. Her zaman dediğim gibi illüstrasyonlu kitap kapakları hep en güzel seçim oluyor ;)
Kitap 14 farklı bakış açısıyla anlatılan romantik bir hikaye. Gabe ve Lea'yı birbirine yakıştıran herkesin gözünden bu hikayeyi okumak oldukça keyifli ve bir o kadar da farklı. Özellikle anlatıcılar içinde 2 tanesi öyle farklı ki gülmekten kendinizi alamıyorsunuz =D Farklı bakış açıları, sevimli, sıcak ve kolay okunan oldukça rahatlatıcı bir hikaye. Okurken bir süre sonra siz de bu iki gencin bir araya gelmesini sabırsızlıkla bekler oluyorsunuz =)
Ben böyle sıcak, romantik hikayeleri seviyorum. Oldukça hafif ve sevimli bir kurgu olması beni kendine çekti. Tabii ki sonu tahmin edilebilir bir roman ama okuma süreci oldukça keyifliydi. Bu tarz hikayeler seviyorsanız tavsiye edebilirim.
A Little Something Different'ın şu an Türkçesi yok sanırım ve çevrilir mi bilemiyorum, ben ekitap formatında İngilizce okudum.
Bu kitaptan sonra şu an ülkemizde de raflarda pek sık görebileceğiniz Geek Kız'ın İngilizcesini okumaya başladım tablette. Geek Kız (yazar: Holly Smale) A Little Something Different kadar eğlenceli olmasa da okuyorum, bakalım bitirebilecek miyim; çünkü yazar olayları epey ağırdan alıyor =)
20 Ekim 2014 Pazartesi
Cumartesi: Mim'lendim =)
17 Ekim 2014 Cuma
Peri Efsa / Sevgi Saygı (On8 Kitap)
16 Ekim 2014 Perşembe
Günlük Ritüeller Büyük Eserlerin Yaratıcıları Nasıl Çalışır / Mason Currey
15 Ekim 2014 Çarşamba
Devin Şarkısı / Raife Polat (Günışığı Kitaplığı)
14 Ekim 2014 Salı
Esrarengiz Bahçe + Herkes İçin Boyama Kitabı (Mavi Kitap)
Esrarengiz Bahçe ve Herkes İçin Boyama Kitabı adından da belli olduğu üzere boyama kitapları =) Ben resim yapmayı, boyamayı çok severim ve Esrarengiz Bahçe ilk gördüğümden beri istediğim bir kitaptı. Ancak geçen hafta Instagram'da @bibliograf ve @murekkepfaresi'nin fotoğraflarını görünce bu kitapları aldım diyebilirim =) Kısacası onların güzel fotoğrafları vesile oldu; çok da iyi oldu aldığımdan beri elimden bırakamıyorum, gerçekten çok keyifli.
Hatta bu hafta sonu güzel papatyalarımla beraber boyamaya devam ettim. Esrarengiz Bahçe'de bir boyamaya başladınız mı hemen bitirmek mümkün değil, ancak çok uzun zaman harcamanız lazım ki başlar başlamaz bitsin. Benim acelem olmadığından ve zamana yayarak devam etmeyi sevdiğimden belli aralıklarla boyamaya devam ediyorum. İşin en güzel yanı bolca detay olması ve böylelikle bu kitap daha uzun süre benimle birlikte olacak demek =)Geçenlerde Resim Sevinci programına denk gelmek de pek keyifli oldu, beraber resim yaptık =)Siz sever misiniz resim yapmayı, boyama yapmayı ?Herkese iyi haftalar!11 Ekim 2014 Cumartesi
Cadılar Bayramı / Halloween Kitap Tavsiyelerim ^o^
Cadılar Bayramı / Halloween yaklaşırken ben de bu özel gecede okuyabileceğiniz birakç kitap tavsiye edeyim dedim ^o^
Kitaplığıma şöyle bir baktığımda aslında tam bu temaya uygun epey bir kitap tavsiye edebileceğimi gördüm ki sürpriz olmadı =D Benim gibi fantastik türde okumayı seven herkesin kitaplığı benzer durumdadır eminim ;)
Bu nedenle kitaplığımdan en sevdiğim yazar olan Neil Gaiman'ın okuduğum birkaç kitabını sizlere önermeyi düşündüm. Zaten Neil Gaiman'ı çok seviyorum dediğimde benden yazarın kitaplarından tavsiyelerde bulunmamı isteyenler oluyordu bu sayede onlara da bir cevap vermiş olayım;)
Herhangi bir sıralama olmaksızın;
1. Coraline: Çocuk kitabı kategorisinde yer alsa da Neil Gaiman'ın birçok kitabı için geçerli olan durum bu kitap için de geçerli; yani her yaşa uygun harika bir hikaye =) Coraline küçük bir kız çocuğunun başından geçen esrarengiz, ürpertici üstelik de ailesiyle ilgili kimi zaman korkutan kimi zaman Neil Gaiman'ın espirili diliyle gülümseten olayları anlatıyor.
2. YokYer: Bazen Neil Gaiman'ın hangi kitabını diğerlerinden daha çok seviyorum diye düşünüyorum; sonra bu sorunun cevabını bulamıyorum ama yine de YokYer sanırım en en sevdiklerim arasında =D Sahip olduğunuz hayatın birden size ait olmadığını farketmek, kimliğinizi yeniden kazanmaya çalışmak ne kadar korkutucu, ne kadar heyecan verici? ;)
3. Anansi Çocukları: Bu kitaplar arasında bitirmediğim bir tek bu kitap var; nedeni de yakın zamanlarda okumaya başlamış olmam. Yazarın Amerikan Tanrıları kitabıyla bağlantılı, oldukça keyifli ve yine Neil Gaiman'ın çok sevdiği bir anlatım yöntemi olan mitlerle bezenmiş harika bir hikaye. ( Örümcekler!;) )
4. Mezarlık Kitabı: yine çocuk kitapları kategorisinde ama kesinlikle her yaşa uygun, çok ama çok keyifli bir hikaye. Korkutuculuk yanı zayıf, kurgusu güçlü 'minik' bir "hayalet" hikayesi ;))
5. Yolun Sonundaki Okyanus: Yazarın yeni diyebileceğimiz kitaplarından biri; çok büyülü bir hikaye; rüya gibi, içinde kendinizi kaybedeceğiniz, düşündürücü bir hikaye.
6. Kıyamet Gösterisi: İşte bu sefer yazara Terry Pratchett eşlik ediyor ve kitap bitince diyorsunuz ki bu adamlar neden, NEDEN daha çok kitabı beraber yazmamış =D Muhteşem bir kurgu, olağanüstü bir kıyamet senaryosu, eğlenceli, çarpıcı, senelere varan yazı döneminin eşi benzeri olmayan kurgusu. Evet, bu kitaba bayılıyorum, ama her övgüyü hakediyor ;)
Neil Gaiman önerilerim bu Cadılar Bayramı / Halloween için bu kadar =D (Devamı elbet gelecektir!)
Herkese bol şekerli, esrarengiz, ama eğlenceli bir Cadılar Bayramı / Halloween dilerim! =D
Not: Kitap okumayacaklara (!) tavsiyeler;
1. Buffy The Vampire Slayer + Angel dizilerinin bütün bölümleri bir gecede (imkansız!) izlenebilir =D
2. Anime severler gelmiş geçmiş en harika animelerden biri olan Death Note'u izleyebilirler;) (Muhtemelen izlemişsinizdir ama hala izlemediyseniz 1sn bile beklemeyin!)
3. Film severler için ilk önerim şüphesiz en sevdiğim vampir filmlerinden biri olan Interview with the Vampire: The Vampire Chronicles (1994). Kitabını da okuyabilirsiniz ama filmi oldukça güzeldir.
4. Diğer bir film tavsiyem ise unutulmaz başyapıtlardan biri olan Tim Burton klasiği Beetlejuice!
5. Ve son olarak pek tabii günün en özel yapımı It's the Great Pumpkin, Charlie Brown (1966); tam bir klasik!
10 Ekim 2014 Cuma
Öneri: Writing Notebooks
7 Ekim 2014 Salı
London + Puzzle + Çay + Sabit Fikir
4 Ekim 2014 Cumartesi
YA Okumaya Geri Dönüş ^o^
Sizi bilmem ama ben dönem dönem farklı türlerde kitap okumayı seviyorum. Bir bakarsınız klasikler, bir bakarsınızdaha hafif çik-lit dediğimiz türde romanlar ya da daha farklı yazınlar. Aslında temelde kesinlikle okumam dediğim ve kendime göre dönüp dolaşıp çok severek okuduğum belirli türler var. Çeşitliliği seviyorum sanırım =)
Sanırım uzun süredir genç yetişkin türünde romanlar okumadım. YA - Young Adult ya da genç yetişkin türü adı üstünde belirli bir yaş kitlesine hitap eden ve kendi içinde de farklı türler barındıran okuması kolay ve keyifli bir tür. Ben blog yazmaya ilk başladığım dönemlerde daha fazla okuyordum sanırım. Ülkemizde de birçok yayınevi popüler genç yetişkin kitaplarını yayımlıyorlar ve bu gerçekten çok güzel. Gençler bu kitaplara bayılıyorlar; özellikle bu türde seri kitapların çok oluşu gençlerin kendi aralarında fan grupları oluşturmasına, kitaplar hakkında sohbet etmesine ve bu sayede sosyalleşmesinde de neden oluyor. Okuma oranını artırması da bir gerçek ki ben insanların dilediğince istediği yazını okumasından büyük bir mutluluk duyduğumdan gençlere okuma alışkanlığı kazandıran bu türü de seviyorum.
Peki gençler okur da biz okumaz mıyız =D Okuruz pek tabii; tür ne olursa olsun, ister çocuk, ister genç kitabı olsun farketmez, ilgimi çeken her kitabı okurum =) En güzeli de bu değil mi? ;)
Şu sıralar tabletten kitap okuyorum, pek de seviyorum. Okunacaklar listemi aşağıdaki fotoğraflarda görebilirsiniz (biraz karanlık olsa da ;) )
Bu listeden öyle eğlenceli bir kitap okuyorum ki şu sıralar nasıl eğlenceli olduğunu pek yakında kitabı bitirince sizlerle paylaşacağım ;)
1 Ekim 2014 Çarşamba
Pinterest'ten: Minyatür Kitap Yapımı (DIY)
27 Eylül 2014 Cumartesi
Hafta Sonu ^o^
*Anansi Çocukları ithaf sayfası - Neil Gaiman
Ahlaki Olan ve Olmayan / Brigitte Labbé - Çıtır Çıtır Felsefe (Günışığı Kitaplığı)
25 Eylül 2014 Perşembe
Kömür Karası Çocuk / Müge İplikçi (Günışığı Yayınları)
23 Eylül 2014 Salı
Mutlu Olma İhtimalimiz / Freud (Zeplin Kitap)
18 Eylül 2014 Perşembe
Son Adım Aşk / Kimberley Fisk (Martı Yayınları)
17 Eylül 2014 Çarşamba
Abisler'in Çağrısı / Danielle Martinigol (100Dünya 3. Kitap)
12 Eylül 2014 Cuma
Erteleme Sanatı / John Perry
Güne başlarken...
Sonnet 149
Canst thou, O cruel, say I love thee not,
When I against myself with thee partake?
Do I not think on thee, when I forgot
Am of myself, all tyrant for thy sake?
Who hateth thee that I do call my friend?
On whom frown'st thou that I do fawn upon?
Nay, if thou lour'st on me, do I not spend
Revenge upon myself with present moan?
What merit do I in myself respect
That is so proud thy service to despise,
When all my best doth worship thy defect,
Commanded by the motion of thine eyes?
But love, hate on, for now I know thy mind;
Those that can see, thou lov’st, and I am blind.
–William Shakespeare
10 Eylül 2014 Çarşamba
Hafta Sonu
6 Eylül 2014 Cumartesi
TGIF ^o^ + Ofis + Bloglovin
Günışığı Kitaplığı / Dört Kozalak
5 Eylül 2014 Cuma
TYPO
TYPO öyle harika ürünler satıyor ki her birini almak istiyor insan =) Ben henüz bir şey almış değilim, o nedenle Türkiye'ye gelir mi gelmez mi bilemiyorum ama yine de kendime bir istek listesi oluşturmadan edemedim ^o^ Nasıl güzeller hepsi!...
3 Eylül 2014 Çarşamba
Can Yayınları / Yeniler
2 Eylül 2014 Salı
Mavibulut Yayınları'ndan yeni kitaplar!
30 Ağustos 2014 Cumartesi
Swap-Bot
Beni Bulun / Michelle Knight (Martı Yayınları)
bir yaz gecesinden notlar
"Mavi bir renk değil bir huydur bende
ve benim yetinmezliğimdir"
Hiçbir şey anlamadım bu yazdan, ne tuhaf geçti. Zaten yaz sıcağının insanı pelteleştiren, nemden ağırlaşmış, birbirine benzeyen günleri içime hep bir sıkıntı verir. Büyük şehirlerde sanki şehir o yaz boyunca soğurduğu sıcak nefesini solur yüzünüze yüzünüze, kaçamazsınız bir yerlere. Yaz gecelerini severim ama, uzadıkça uzasın isterim, uzatırım. (Maviye çalar ya bir de rengi hani.) Hafif bir esintide gece yürüyüşleri, sokaklar, teraslar, balkonlar, yine sokaklar... Sanki duvarlar arasında yaşadığımızı bize biraz unutturacak bir şeyler var yaz gecelerinde…Pencereler açık, dışarının sesleri doluyor içeriye. Alt komşu kaç gündür döne döne Ajda’nın insanın içini sızlatan eski şarkılarını dinliyor. Sokağın karşısındaki evlerden birinden de 60ların 70lerin Amerikan şarkıları yükseliyor kimi zaman. Daha önce hiç duymadığım şarkılar, insanın hiçbir şey yapmayıp sadece onları dinleyesi geliyor. Asi bir taşralı şarkıcının söylediğini hayal ediyorum. Cesaret bulsam seslenip soracağım. Bazen bir yaz sarhoşu bir şeyler mırıldanarak geçiyor sokaktan. Uzaktan gelen araba sesleri. Maç varsa –bu geceki gibi- arada duyulan bağırışlar. Tüm sokak, aynı gecenin içinde bu sesleri dinliyoruz hep birlikte. Geceyarısından sonra arka avluda kesik öksürükler, geceyarısı açılan bir musluğun sesi. Martı çığlıklarıyla uyuyoruz, ki çok gürültücüler, sonra uzun uzun öten vapur sesleri geliyor uzaktan sabaha karşı. Denizi hatırlatan bir şeylerle uyanmak güzel! Bütün bu sesler evreni, insana zamanı birileriyle bölüştüğünü hatırlatıyor sanki, biz hepimiz bu şehirde aynı gecenin içindeyiz.
Yaz çoğunlukla bu şehirde, geceleri müzik dinleyerek, sabah erken saatlerde yürüyüşe çıkarak, öğle vakitleri mümkün olduğunca içerilere kaçarak, kendimi günbatımlarına ve affedersiniz instagrama kaptırarak, Moby Dick’i okumayacağım diye kendimi biraz olsun bazı kitaplardan azade etmenin rahatlığına bırakacakken Melville çevirisiyle cebelleşerek geçti. Okyanus hayaletleri, aman ne fena denizin koordinatsızlığı filan diye bir yazı yazdıktan sonra Melville’in denizcileriyle, güvertede, açık denizlerdeyim şimdi. Aslında denize olan aşkım baki. Bunu bu yaz daha iyi anladım. Bir de vapurlara. Daha önceki yazımı bilenler nasıl da tutarsız bir insan olduğumu düşünecekler haklı olarak:)
Yazın çok kitap okuyamadım, bölük pörçük okumalar sadece. Ahmed Arif’in Leyla Erbil’e mektuplarını okudum. Çok dokunaklı satırlar. Has bir tutku. “İki yitik hasret, iki parça can.” Tutkunun, insanı çocuk yapan bir yanı var. Ahmed Arif öyle kendine özgü ifade etmiş ki sevgisini.. Ağzı da bozuk hani bayağı. Basıyor küfrü. Şu çağda yaşasa, (hele ki whatsapp kullansa:)) bunları hissedemezdi, yazamazdı diye düşündüm nedense. Bir yandan da Sylvia Plath'ın günlüklerine başladım fakat ikimizin melankolisini bu yaz kaldırmaz deyip yarım bıraktım. Yoksa çok severek okuyordum. Yetinmezlik üzerine düşündüm. Plath'ın her satırında soluk alan bir his bu. Hayatın eksik kaldığını hissetmek, ikinci bir hayat özlemi sürekli. Ne kadarıyla yetinmeli hayatın, ne kadar fazlasına istek duymalı? Bu sorunun cevabını veremiyorum. Ne kadarı açgözlülüğe giriyor? Hayatı genişletme isteği bir yandan insanı diri tutan, yaşadığını hatırlatan bir şey değil mi?
Dostoyevski’nin Timsah adlı bir öyküsünü okudum ve içine Kafka kaçmış bir Dostoyevski ile karşılaştım. Bir komiklikler, bir ironi, bir taşlama ki sormayın gitsin. Bayıldım! Bir timsahın içinde yaşamaya başlayan bir adamı anlatıyor. Kadınların Kafasından Geçen Öyküler’e başladım bir yandan, -maymun iştahlılık işte- hoş bir seçki. İlk olarak Tomris Uyar’ın “Yaz Şarabı” öyküsünü okudum. Bir kadının yaşadığı bir gecelik tuhaf bir ilişkiyi yine müthiş ayrıntılarla anlatıyor. Ray Bradbury’yi Fahrenheit 451 dışında bilmezdim, geçen gün doğum günü diye gittim Resimli Adam isimli kitabını aldım. Çok yazara da yapmam böyle bir kıyak ama o gün içimden geldi. Bradbury’nin farklı bir kafası var. Resimli adam, vücudu resimlerle kaplı biri. Bu resimler gece boyunca yer değiştiriyor. Her öykü o resimlerden birinin hikayesi.
Blogu iyice boşladım, işte yazın yan etkilerinden biri. Bir türlü yoğunlaşamamak, kafanın hep biraz bulutlu olması. “Eylülüz bu gece”, diyor şarkıda. Epey hüzünlü bir şarkı. Yaz gecesi bunu kaldırıyor, Romy Schneider da, e yazı da öyle, o halde korkmayalım, dinleyelim! Uzun bir aradan sonra sevgiler.
20 Ağustos 2014 Çarşamba
Bir Pazartesi
Dün (Salı gece yarısından sonra yazıyorum, "dün" aslında Pazartesi ;) ) hava yağmurlu olup bir de güzel serinleyince keyfim yerine geldi ve çalışma odamda geçirdim tüm günü. Bu da sabah çektiğim fotoğraf, tam güne uygun, beni mutlu eden aktiviteleri yaptığım güzel saatleri yansıtıyor =)
Bu da gün sonundan bir fotoğraf. Gün boyu okumalar, kalemlerle, defterlerle oynayarak geçti. İnsan resmen stres atıyor böyle saatlerde, mutlu oluyor ;)18 Ağustos 2014 Pazartesi
Mürekkepbalığı + Red Kit + Macbeth
HIHHH!! =D
Sanırım Macbeth en sevdiğim Shakespeare oyunu. Bu kitabı da çok seviyorum; kuzenimin hediye ettiği çok eski bir basım, dün sabah elimdeydi yine ;)
Şu sıralar en büyük amacım da aynı anda okuduğum kitapları bitirmek. Cidden bu huyuma bir son vermem gerek çünkü böyle olunca kitaplar bitmek bilmiyor, uzadıkça uzuyor ve ben de yeni kitaplara başlayamıyorum. O nedenle mümkün olduğunca aynı anda birden fazla kitap okumamaya karar verdim ;)
İşte böyle; sabırsızlıkla sıcakların geçmesini beklediğim bugünlerde ben bunları yapıyorum =)) Siz neler yapıyorsunuz, okuyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyorum =)
16 Ağustos 2014 Cumartesi
Romantik İroni / Tuba Akyol
15 Ağustos 2014 Cuma
Yeni Video: Renkli Kitap DIY/Nasıl Yapılır? -2
Sana Sarılırsam Korkma / Fulvio Ervas
13 Ağustos 2014 Çarşamba
Barış Odaları / Aslı Der
12 Ağustos 2014 Salı
Yeni Video: Renkli Kitap DIY/Nasıl Yapılır? -1
11 Ağustos 2014 Pazartesi
Cenneteki Yabancılar + Red Kit + Cinayet Sırları
“Comics are a gateway drug to literacy.”
― Art Spiegelman
Cenneteki Yabancılar-1 bitti. Böyle harika bir çizgi roman serisine başlamış olmaktan büyük mutluluk duyuyorum ve vesile olan amcama birkez daha teşekkür ediyorum;) Çizgi roman okumayı seviyorum ama böyle derin karakterlere, eşsiz konulara, muhteşem uslûba sahip olanları ayrı seviyorum. Şimdi ikinci kitaba başladım, yine aynı mutlulukla ara vermeden okumaya devam etmek çok güzel.
Katchoo benim favori karakterim, işte böyle kızıyor arada =) Ama öyle doğru söylüyor ki...
Çizgi roman demişken dün bir kez daha bu güzellikleri elime aldım =) Bu Red Kit'leri babam 90'lı yıllarda gazete ile almıştı. Öyle severek okudum ki, hem de defalarca sonradan yepyeni büyük boy çıkan Red Kit kitapları nedense aynı keyfi vermedi. Elimdekilerin çizimi ve çeviri kalitesi gerçekten çok iyi; bir ara sahafa gidip bunlardan bulabilir miyim bakacağım ;)
Bu fotoğrafta da fonda Neil Gaiman'ın Cinayet Sırları isimli çizgi romanı var. Mitolojik, harika bir hikaye, çizimlerini ve kitabın (kocaman) boyutunu pek seviyorum ;) Bir süre önce okumuştum, blogda diğer resimleri de vardır sanırım, tavsiye ederim.
9 Ağustos 2014 Cumartesi
Doctor Who Sezon 8
8 Ağustos 2014 Cuma
6 Ağustos 2014 Çarşamba
Renkli Kitap Youtube Kanalım!
5 Ağustos 2014 Salı
Eat. Sleep. Read & Ye. Uyu. Oku.
Bu da bol fotoğraflı bir yazı olsun;) Eğer beni Instagram'dan takip ediyorsanız fotoğrafları zaten görmüşsünüzdür; şu sıralar Instagram'sız yaşanmıyor =) Gerçekten ben çok seviyorum Instagram'ı, bir nevi micro blogging, anlık paylaşımlar&mutluluklar çok keyif verici oluyor ;) ve tabii ki oradaki dostluklar da bir başka ;)