26 Şubat 2015 Perşembe

Konuş ki Dinlesin Dinle ki Konuşsun / Adele Faber - Elaine Mazlish

Çocuklarla iletişim kurmak kolay mı sizce?Eğer çocuk kendi çocuğunuz değilse kolay ancak kendi çocuğunuzsa öyle sanıldığı kadar kolay değil!Onlara kızmadan, bağırmadan istediğimizi yaptırabilmek, cezalandırmadan doğru olanı öğretmek bence gerçekten zor! Bunu çocuğum olunca çok iyi anladım.Ama imkansız da değil tabii. Her şeyin bir yolu var, öğrenmek gerek. Tabii öğrendiklerinizi uygulamak da :)Bu kitapta da çocuklarla iletişim kurmak için gerçekten faydalı ipuçları veriliyor, yöntemler öğretiliyor. Dediğim gibi eğer bunu yaşamınıza uyarlayıp her zaman uygulayabilirseniz çok faydasını görürsünüz. Ben her zaman olmasa da sıklıkla uygulamaya çalışıyorum ve oğlum üzerinde gerçekten faydasını görüyorum. Malum insan her daim mutlu mesut olamıyor, bazen canınız sıkkın, bazen mutsuz, bazen sabırsız, tahammülsüz olabiliyorsunuz. Eh böyle zamanlarda da çocuğunuza sonsuz bir sabır gösteremiyor ve istemediğiniz şekilde konuşup davranabiliyorsunuz. O sebeple bu kitapta anlatılanları gerçekten yaşam biçimi haline getirmek gerek.Kitap, Doğan Kitap'ın Anne Baba Akademisi serisinden. Yazarlar Adele Faber ve Elaine Mazlish.Kitabın arka kapak yazısı şöyle:"Çocuğunuzun ne hissettiğini nasıl anlarsınız?Azarlamadan ya da cezalandırmadan ona nasıl yol gösterirsiniz?Çocuğunuz isteklerinde ısrar ettiğinde ne yapmalısınız?Onunla doğru iletişim kurabilmek için hangi yolu izlemelisiniz?Çocuklar mutluysa anne babalar da mutludur, ya da tam tersi. İki tarafın da mutluluğuna giden yol, doğru iletişimi giden yol, doğru iletişimi kurmaktan geçer. Çocuklar genellikle anne babalarının kendilerini anlamadığını düşünür, anne babalar da çocuklarına söz dinletemediklerinden şikayet ederler. İletişim sorununu çözmek ise yetişkinlerin sorumluluğundadır. Bunun ilk adımı da yaşı kaç olursa olsun çocukların da birey olduklarını unutmamaktadır.Anne babalar ile çocuklar arasındaki iletişim sorunundan yola çıkan Adele Faber ve Elaine Mazlish, bu kitapta anne babaların 'Çocuğumla nasıl iletişim kurabilirim?' sorusuna yanıt arıyorlar. Çocukların duygularına gerçekten saygı göstermenin ve ceza yerine yaratıcı çözümler sunmanın onların kişilik gelişimi için önemini ortaya koyuyorlar. Örnek diyaloglar ve karikatürlerle uygulaması kolay yöntemler sunuyorlar.Konuş ki Dinlesin Dinle ki Konuşsun, sadece anne babalar için değil, aynı zamanda eğitimciler için de destekleyici, samimi ve etkili yöntemlerin olduğu bir rehber niteliğinde.Adele Faber ve Elaine Mazlish, New York Times bestseller yazarlarıdır. Kitapları milyonlarca satmış, otuzun üstünde dile çevrilmiştir. Konuş ki Dinlesin Dinle ki Konuşsun, Child dergisi tarafından aile ve eğitim konularında yılın en iyi kitabı seçilmiştir."Anne babalara tavsiyemdir, okuyun ve en önemlisi okuduklarınızı hayata geçirmeye çalışın.

23 Şubat 2015 Pazartesi

DIY / Kendin Yap: Kitaplık Mumluğu

Bu hafta sonu diy / kendin yap projeleriyle geçti anlayacağınız üzere =) Yine çok kolay bir proje ve yine Instagram veya Pinterest'te gördüğümü düşünüp sonrasında Pinterest'e bakınca bolca bu mumluklardan olduğunu gördüm.Malzemeler:Gazete veya amacına uygun olarak eski kitap dergisi & gazetesi kağıdı.MakasYapıştırıcıKavanoz veya benzeri şeffaf cam mumluk görevi görecek kapMum (küçük olması daha iyi olabilir)Ben kavanoz yerine küçük kase gibi bir kap kullandım ama seçtiğim mum biraz büyük olduğundan sonrasında üzerinde kalp şekli verdiğim boşluktan göründü zaten videoda görebilirsiniz. O nedenle küçük ya da farklı boylarda kavanozlar daha iyi olabilir. Gazete veya dergi kağıdını seçtiğimiz kaba saracak şekilde kesiyor ve yapıştırıyoruz. Benim gibi üzerini küçük bir şekille açarsanız mum ışığı daha güzel çıkıyor içinden. Videodan da görebileceğiniz üzere oldukça kolay ama Pinterest'e bakarsanız alternatif çok güzel mumluklar da görebilirsiniz ;)Bu arada kitaplık mumluğu dedim ama kitaplıkta yakmanızı tavsiye etmem, ne olur ne olmaz yangın çıkmasın ;)Şimdiden güzel bir hafta dilerim,Sevgiler.

20 Şubat 2015 Cuma

Bana Sesini Bırak / Neslihan Önderoğlu (Günışığı Kitaplığı)

Köprü Kitaplar koleksiyonu, 18. kitabında çağdaş öykücü Neslihan Önderoğlu'nu konuk ediyor!KÖPRÜ KİTAPLAR Gençleri ve her yaştan okuru edebiyatımızın usta kalemleriyle buluşturan, 2010 Mehmet Fuat Yayıncılık Ödülü'ne değer görülen "Köprü Kitaplar" dizisi, çağdaş Türk edebiyatının usta yazarlarının daha önce yayımlanmış yapıtlarını ve yeni kaleme aldıkları yapıtları bir araya getiriyor.Çağdaş Türk edebiyatıyla çocuklar ve gençler arasında köprüler kurmayı amaçlayan "Köprü Kitaplar", Türk edebiyatının usta yazarlarının da çocuk ve gençlik edebiyatına farklı bir açıdan bakmalarını sağlayan iki yönlü bir köprü oluşturarak, henüz edebiyat yolculuğuna çıkmamış ya da başlangıcındaki genç kaşifleri, edebiyatın sonsuz yollarında unutulmaz keşif gezilerine devam ediyor. Okumak zorunda kaldığı "klasik" yapıtlardan bunalıp, her türlü kitaptan soğuduğunu sanan çocukları, gençleri ve her yaştan okuru, çağdaş edebiyatımızın unutulmaz tatlarıyla buluşturuyor.Bugüne kadar 18 kitabı yayımlanan ve editörlüğünü edebiyatımızın önemli isimlerinden, eleştirmen, yazar, yayıncı Semih Gümüş'ün üstlendiği özgün koleksiyon, Günışığı Kitaplığı Yayın Yönetmeni Müren Beykan tarafından yayına hazırlanıyor.Semih Gümüş, "Köprü Kitaplar" için diyor ki: "Edebiyatımızın ustalarının gençler ve çocuklar için yazdığı kitaplardan oluşan bir dizi oluşturma düşüncesi bizi ayağa kaldırdı. Doğrusu kolay değildi. Adı üstünde, Köprü Kitaplar yayımlayacaktık. Okurlarla kitaplar arasında köprü kurma hayaline gerçeklik kazandırmak çok da çalışmayı gerektiriyordu. Her kuşaktan usta yazarımızın gençler için yazacağı kitaplar, belki yazarlarımız için de yepyeni bir deneyim olacaktı. Öyle de oldu.  Sonunda sağlam bir temel oluştu ve şimdi artık Köprü Kitaplar'ın benzersiz bir dizi halinde gitgide çoğalması önümüzde bir ödev olarak görünüyor. Edebiyatın insana ne denli zengin bir kimlik kazandırabileceğini okuyarak görebiliriz. Nitelikli her edebiyat kitabı gözümüz kulağımız gibidir. Bize yeni dünyalar açar onlar. Bunun ötesinde Kafdağı var."Çağdaş edebiyatımızın önemli yazarları, "Köprü Kitaplar" dizisinde birer kitaplarıyla yer alabiliyor. Dizinin bugüne dek yayımlanan kitapları:Necati Tosuner Keleş OsmanAyhan Bozfırat Sokakta Tek BaşınaÖmer Seyfettin SivrisinekNecati Güngör Sessiz YürekOsman Şahin Katuna'da Dokuz AyAzra Erhat Troya MasalıKadri Öztopçu Saklıköy'ün KuşçusuTurgay Fişekçi Yeşil TatilMüge İplikçi Yalancı ŞahitNihat Ziyalan Attım Kapağı YurtdışınaBehçet Çelik Sınıfın YenisiOktay Akbal Kırmızı YoyoFakir Baykurt Yandım AliLeyla Ruhan Okyay Leylek HavadaCemil Kavukçu Yolun BaşındakilerGaye Boralıoğlu İçimdeki SesKarin Karakaşlı Dört KozalakNeslihan Önderoğlu Bana Sesini BırakBana Sesini BırakNeslihan ÖnderoğluEditör: Semih GümüşYayına hazırlayan: Müren BeykanAyvalık'ta sakızlı lokma tadında bir yaz!Editörlüğünü Semih Gümüş'ün üstlendiği Köprü Kitaplar dizisinin 18. kitabını, çağdaş öykücülüğümüzün dikkati çeken yazarlarından Neslihan Önderoğlu yazdı. Roman, annesiyle yıllar önce yolları ayrılan bir genç kızın, üniversite sınavındaki hayal kırıklığından ve evlilik hazırlığındaki babasının evindeki telaştan sıyrılmak için çıktığı yolculuğu anlatıyor. Ege kıyısında, Ayvalık'ın eşsiz atmosferinde bir anne ve kızın buluşmasını, ilkgençliğin umutlu yürek kıpırtılarını yalın bir dille öyküleştiriyor. Aile olmanın getirdiği sorumluluklar, bireyselliğin sınırları, engelli yaşamı, gençlerin gelecek hayalleri ve kaygıları gibi birçok konuya değinen roman, yazarın güçlü öykücülüğünün izlerini taşıyor. Neslihan Önderoğlu'nun bu koleksiyona özel yazdığı ve edebiyat serüvenindeki ilk romanı olan kitap, her yaştan okuru etkileyecek güçte.Altı yıl önce annesiyle yolları ayrılan Duygu, üniversite sınavında istediği sonucu alamaz. Evde de babasıyla işler pek yolunda değildir. Ayvalık'ta yaşayan annesinden gelen bir haber üzerine onun yanına gitmeye karar verir. Hem biraz kafasını toplayacak, hem de herkesten gizlice yaptığı planı uygulamaya koyacaktır. Ancak yolda tanıştığı bir genç ve Ayvalık'ta keşfedilmeyi bekleyenler Duygu'nun aklını karıştırır...Neslihan Önderoğlu, İstanbul'da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü'nden mezun oldu. 2012'de yayımlanan ilk öykü kitabı İçeri Girmez Miydiniz? ile 2013 Haldun Taner Öykü Ödülü'nü kazandı. 2013 yılında Mevsim Normalleri adlı öykü kitabı, 2014'te ise, editörlüğünü yaptığı Karla Karışık Kış Öyküleri Seçkisi yayımlandı. Murathan Mungan'ın hazırladığı Merhaba Asker ve Kadınlar Arasında seçkilerinde ve çocuklar için derlenen Bir Masal Anlat gibi seçkilerde öyküleri yer aldı. Notos, Sarnıç Öykü, Sözcükler, Kitap-lık, Özgür Edebiyat, İzafi, Dünyanın Öyküsü, Sıcak Nal, Türk Dili, Öykü Teknesi, Patika gibi çok sayıda dergi ve fanzine öyküleriyle katkıda bulunan Neslihan Önderoğlu, Sarnıç Öykü dergisinin editörlüğünü sürdürüyor. Yazarın ilk romanı, "Köprü Kitaplar" dizisi için yazdığı Bana Sesini Bırak (2015) adlı gençlik kitabı, Çağdaş öykücülüğün önemli isimleri arasında yer alan Önderoğlu, İstanbul'da yaşıyor.

18 Şubat 2015 Çarşamba

Kitaplar, Yayınevleri, NetGalley?

Blog yazmaya ilk başladığım dönemlerde yabancı blogger ya da "booktuber" dediğimiz kitap üzerine yayın yapan youtube kanallarındaki kişilerde yayınevlerinin onlara ön okumasını ya da yorum yapmasını isteyerek gönderdikleri kitaplara ne yalan söyleyeyim bayılırdım =) Fikrin kendisi güzelken bir de ilk basım, son basım ya da kitapla ilgili tanıtım ürünleri gönderiyor olmaları o bloggerların ne kadar şanslı olduğunu ve yayınevlerinin de ne kadar bonkör olduğunu gözler önüne seriyordu. Nitekim 1-2 sene sonra ülkemiz yayınevleri de özenle çalışan, iyi trafik akışı ve takipçiye sahip olan bloggerlarla bu uygulamaya geçti. Ben de birkaç yayıneviyle bu çalışmalarda bulundum ve açıkçası kendilerinin bu güzel imkanı sunmalarından büyük mutluluk duydum. Karşılıklı destek, fikir alışverişi, bloggerların özenli yazıları günler geçtikçe ülkemizde de harika bir kitap blogları ağının oluşmasına yol açtı. Kendi adıma bu durumdan çok memnunum.Ben uzun süre önce açıkçası okuyamayacağım kitapları yayınevlerine teşekkür ederek reddettim ve nadiren kabul ettiğim oldu. Çünkü sonuç olarak ben o kitapları zamanında okuyup, blogumda sizlerle görüşlerimi paylaşamazsam bu yayınevlerine büyük haksızlık olur diye düşündüm. Bu arada ülkemizdeki yayınevleri de "dürüst yorum"a kesinlikle destek oluyorlar; hiç kimse sizden olumlu yorum beklemiyor; bu gerçekten alkışlanası bir durum ;) Tabii bütün bunları kendi tecrübelerime yönelik yazıyorum ;)Gelelim bu yazıyı yazma nedenime. Bedava kitap kim istemez? Eğer kitap okumayı seviyorsanız, okuduklarınızı paylaşmak, sizin gibi kitap sevgisi büyük kişilerle fikir alışverişi yapmak için bir de blog açtıysanız tabii ki hayır demek zor olur bu soruya ;) Ama ne varki her yayınevi size kitap yollayacak, bir kere yolladıysa buna devam edecek diye birşey yok; sonuçta onlar da bundan bir fayda bekliyorlar. O zaman yapabileceğimiz en güzel şeylerden biri kütüphaneye gitmek olabilir ama eğer İngilizce biliyorsanız şimdi söyleyeceklerim ilginizi çekecektir ;)https://www.netgalley.com/ Yukarıdaki resimden de anlayacağınız üzere kitap tavsiyesinde / eleştirisinde bulunan kişiler için açılmış, yayınevleriyle bağlantılı bir siteden bahsediyorum. Bu sitenin amacı çok basit aslında; henüz yayımlanmamış kitapları dijital olarak okuyucuyla buluşturmak, onların görüşlerini almak ve böylelikle hem kitapları okuyacak kitleyi bilgilendirmek hem de yayınevlerine görüşlerinizi sunmak.Sitenin işleyişi ise şöyle; öncelikle siteye üye olmanız gerekiyor ve en güzel yanı da üyeliğin bedava oluşu =) Üye olduktan sonra profilinizi net bir şekilde doldurmanız da fayda sağlayacaktır. Sonrasında "Find Titles" başlığı altından size sunulan farklı türlerde kitapları inceleyebilirsiniz. İlginizi çeken kitaplara denk gelince kitaba tıklayıp bilgi sayfasındaki "Request" yani istek butonuna tıklamanız gerekiyor. Buraya kadar herşey çok kolay ancak bazı kitaplar yalnızca Amerika ve Kanada için açık olabiliyor ve yayınevleri isteğinizi reddedebilir (ama şansımızı denemekten bir zarar çıkmaz;) ). Eğer kitap isteğiniz kabul edilirse bir email alıyorsunuz ve en baştada dediğim üzere kitabı dijital ortamda yani ebook olarak size indirebileceğiniz söyleniyor. Bu arada bazı kitaplar yayınevinin onayını beklemeden de hemen indirilebiliyor ;)Kitabınızı bilgisayardan, akıllı telefon & tablet, iPhone, iPad, Kindle, Nook gibi cihazlardan okuyabiliyorsunuz. Bu cihazlardan okuyabilmeniz için Adobe Reader hesabınız olması gerekiyor ki zaten kitabı yüklerken bununla ilgili bir mesaj geliyor hesabınız yoksa çok kolay bir şekilde üyelik alıyorsunuz.Kitabı indirdikten sonra tabii ki iki önemli aşama kalıyor; kitabı okumak ve görüşlerinizi belirtmek ;) Kitap sonsuza dek sizin olmuyor =) Korumalı bir dosya formatında olduğundan en fazla 55 gün cihazınızda kalıyor (bu süreç yayınevinin beklentisine göre değişebilir) ve sonrasında okuyabilmeniz mümkün olmuyor. Son olarak okuduktan sonra "Dashboard"unuzdan o kitaba yıldız verebilir ve yorumunuzu yazabilirsiniz. Bu noktada yorumunuzu orada yazacağınızdan kendi blogunuzda yazmanıza gerek yok ama eğer İngilizce yorum yazabilirseniz blogunuza pek tabii bu yayınevlerini memnun edecektir;)Konuya epey genel başladım ama özellikle amacım İngilizce bilen arkadaşlara yardımcı olmak, küçük bir tavsiye de bulunmaktı. Ben elimden geldiğince anlatmaya çalıştım ama zaten İngilizce bilenler faydalanacağı için siz daha detaylı biçimde siteyi incileyebilir, sorularınıza cevap bulabilirsiniz.Yukarıda da belirttiğim üzere "kitap blogu yazarı" olmanız şart değil çünkü zaten site üzerinden yorumlarınızı yazabiliyorsunuz ;)Ben uzun bir aradan sonra tekrar kullanmaya başladım; önceden bilgisayardan okuyordum ama şimdi akıllı telefonlar, tabletler türlü kolaylıklar var hazır aklıma gelmişken ilgisini çekebilecek okuyucularıma küçük bir tavsiyem olsun istedim ;)Keyifli okumalar ;)

17 Şubat 2015 Salı

Kan Yağmuru / Cenk Çalışır (Esen Kitap)

Son zamanlarda okuduğum hızlı kitaplardan biri!Ben soluksuz okunan kitaplar için böyle diyorum, hızlı kitap diye!Esen Kitap'tan çıkan Kan Yağmuru'nu bana Ece Hanım (Ece Arar) gönderdi sağolsun okumam için.Elimdeki kitabı bitirmeden yeni bir kitaba başlayamama gibi bir takıntım olduğundan, önce elimdeki kitabı bitirmeyi bekledim, bu sebeple bu kadar uzun sürdü kitabın yorumunu yazmam. Yoksa dediğim gibi bir çırpıda, soluksuz okunan bir kitap.Kitabın yazarı Cenk Çalışır. Arka kapak yazısı da şöyle:"Büyük yayınevlerinin basıp büyük reklamlarla okuyuculara tanıttığı yabancı 'çok satanlar'ın çoğundan kurgu ve muamma öğesinin etkinliği bakımından hiç de aşağı kalmayan Kan Yağmuru, bugünlerde hepimizin ihtiyacı olan 'kaçış zevki'ni okuyucuya en alasından tattıracak. Kaçış zevkini hiç küçümsemeyin. Bunca bayağılığın, duygusuzluğun, tatsızlığın, karmaşıklığın değmediği bir dünyadan 'kaçarak' rahatlamanın neresi yanlış? Cenk Çalışır'ın Kan Yağmuru size bu kaçış zevkini verecek ve büyük olasılıkla bütünüyle yabancısı olduğunuz ama kesinlikle kendi yaşamınızdan daha heyecanlı, hareketli ve korkutucu bir dünyaya girmenizi sağlayacak...                                                                 Erol ÜyepazarcıBu kitap sizi tüyler ürpertici bir dünyaya götürecek. Gerilimli bir başlangıçtan, heyecanın doruğa tırmandığı finale kadar, okuyacaklarınız sarsıcı her detay ve gerçekle birlikte sizi sarıp sarmalayacak. Bir solukta okunacak Kan Yağmuru benzersiz bir gerilim romanı. Cenk Çalışır, çok hızlı bir anlatım özelliği, mükemmel bir kurgu, enfes bir gerilim ve kişilerin betimlemesinde olağanüstü bir başarıya erişerek türün ustası olduğunu rahatlıkla kanıtlıyor...                                                                  Osman Aysu"Eğer bu aralar "hızlı" bir kitap okumak istiyorsanız, kesinlikle tavsiye ederim!

16 Şubat 2015 Pazartesi

Türk Kitap Blogları

Kitap blogları <3 2010'da yazmaya başladığım Renkli Kitap'tan önce İngilizce birkitap blogum vardı; daha çok yabancı kitap bloglarını o dönemde takip ediyordum ve mezun olduğum bölümün de etkisiyle İngilizce bir blogum olsun istemiştim. Ne var ki Renkli Kitap benim için daha sıcak bir yuva oldu; hem daha çok kişiye ulaşabildiğim hem de sonuç olarak ana dilimde yazdığım için. 

Bu serüvende birçok Türk kitap bloggerıyla tanışma fırsatım oldu; kimisi beni burada hiç yalnız bırakmadı, kimisiyle zaman zaman yollarımız kesişti, kimisiyle arada denk geldik ama unuttuk birbirimizi =) Zaman içersinde birçok şey olabiliyor; bloglarımız da biz "büyüdükçe" bizimle birlikte "büyüyor". Benim adıma en büyük gelişme "instagram" hesabım sayesinde oldu; hem ben daha çok kitleye ulaştım hem de daha büyük bir kitle bana ulaşmış oldu. Özellikle anlık paylaşımın kolaylığı "instagram"ın birçok açıdan faydalarını gösteriyor. Ama bizim başlıca yuvalarımız, kendimizi daha çok, en iyi şekilde ifade ettiğimiz yerler bloglarımız öyle değil mi? ;)

Bugün bu yazıyı yazıyor olmamın en önemli nedeni dostluğun ve sevginin klavye ardından paylaşılabildiğini gösteren bütün kitap blogu sahibi dostlarıma bir teşekkür etmek ve bu desteğin, sevginin büyümesinde küçücük de olsa bir katkıda bulunabilmek.

Bu yazının devamı güncellenebilir bir listeyi içerecek. Zaman zaman buraya eklemeler yapacağım. Aşağıda yer alacak olan liste bütün blogger dostlarımın, takipçilerimizin tavsiyelerine açıktır. 

Sonuç olarak eğer bir kitap blogu sahibiyseniz ya da sevdiğiniz, takip ettiğiniz Türk kitap blogları varsa yorum olarak bırakırsanız çok mutlu olurum. 

Ben google okuma listemdekileri ekleyeceğim ama unuttuğum, atladığım olursa affedin lütfen; dediğim gibi liste sıklıkla güncellenecek ve paylaşılacak ;) Son olarak tabiki listedeki sıralamanın  alfabetik olmasına dikkat edeceğim.

TÜRK KİTAP BLOGLARI

Alıntılar... http://thalassapolisalinti.blogspot.com.tr/

Beyaz Kitaplık http://beyazkitaplik.blogspot.com.tr/

Bidolukitap http://bidolukitap.blogspot.com/

Bir Dolap Kitap http://www.birdolapkitap.com/Büyülü Ayraç http://buyuluayrac.blogspot.com.tr/Coğd http://www.penguenlerdeucabilir.com/Dicle Öndeş http://dicle.tumblr.com/

Düşler ve Cinayetler Kulübü http://duslervecinayetler.blogspot.com.tr/

Ejderin Kütüphanesi http://ejderhacami.blogspot.com.tr/

Euphoric Blog http://www.euphoricblog.com/

Gece Kütüphanesi http://bibliofk.blogspot.com.tr/Hakiki Muhabbet http://hakikimuhabbet.blogspot.com.tr/

Hint Cevizi https://hintcevizi.wordpress.com/Juliette'in Masalı http://juliette-masalevim.blogspot.com.tr/

Kedideli http://kedideli.blogspot.com.tr/

Kediler ve Kitaplar http://kedilervekitaplar.blogspot.com.tr/

Kitap Aşığı http://kitapasigi.blogspot.com.tr/

Kitap Delisi Gizem http://kitapdelisigizem.blogspot.com.tr/

Kitap Hayvanı'nın Günlüğü http://kitaphayvaniningunlugu.blogspot.com.tr/

Kitap Eylemi http://kitapeylemi.blogspot.com/

Kitap Günlüğüm http://kitaparsivim.blogspot.com.tr/

Kitap Kurduyum Ben http://kitapkurduyumben.blogspot.com.tr/Kitaplara Giden Yol http://kitaplaragidenyol.blogspot.com.tr/

Kitaplarım ve Ben http://mehtapvekitap.blogspot.com/Kontesce http://www.kontesce.com/

Kördüğüm Hayaller http://kordugumhayaller.blogspot.com/

Kurgu Bilim http://kurgu-bilim.blogspot.com.tr/

Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi http://tarihiaskromani.blogspot.com/Macera Kitabım http://www.macerakitabim.com/

Ne Okudum http://thalassapolis-neokudum.blogspot.com/

Neverland Hikayeleri http://neverlandhikayeleri.blogspot.com.tr/Okuma Günlüğüm http://okumagunlugum.blogspot.com.tr/

Okuyan Kedi http://okuyankedi.blogspot.com.tr/

Optik'in Kitap Blogu http://optikinkitapblogu.blogspot.com/

Pinuccia'nın Kitapları http://pinucciasbooks.blogspot.com/

Rafların Arasından http://raflarinarasindan.blogspot.com/

Romancekolik http://www.romancekolik.com/Romandaki Başlıca Kişiler http://romandakibaslicakisiler.blogspot.com/

Saklama Kabı http://erennadiraksamoglu.blogspot.com.tr/

SeGe http://segesegese.blogspot.com/

Serablog http://frailsoul.blogspot.com.tr/

Serrose ve Kitap http://serrosevekitap.blogspot.com.tr/ (Ayrıca kişisel blogunda da paylaşıyor http://yolunneresindeyim.blogspot.com/ )Sittirella http://sittirella.blogspot.com.tr/

Sui Generis http://sssuigenerisss.blogspot.com/

Tarih, Kitap ve Yazı http://historianin.blogspot.com.tr/

The Codex http://thcodex.blogspot.com/

Tozlu Raflardan Notlar http://tozluraflardannotlar.blogspot.com.tr/

Tuğçe'nin Kitaplığı http://tugceninkitapligi.com/Two Book Readers https://twobookreaders.wordpress.com/Unicorn Tutorials http://unicorntutorials.blogspot.com/

Vampirella'nın Güncesi http://vampirellaninguncesi.blogspot.com.tr/

What Happened to Elenda? http://mirielenda.blogspot.com/Zaman Sözleri http://zamansozleri.blogspot.com.tr/

Zimlicious http://www.zimlicious.com/

10 Şubat 2015 Salı

Yeni Bir Hafta...

Kısa bir tatil insana ne kadar iyi geliyor; geç kalkılan sabahlar, ağır ağır yapılan kahvaltılar, türk kahvesiyle okunan kitaplar, doyasıya izlenen filmler ve diziler... Her günümüz aynı şeyleri yapamasak da aynı mutlulukla geçer umarım.İyi haftalar ;)

9 Şubat 2015 Pazartesi

"bu renksiz dünyayı sevmiştik birlikte"

Ne çok şey birikti! Şu sıralar öyle çok yazmak istiyorum ki, kesin dönüş yapacağım buraya, başka çaresi yok. Kafamda yazılarla dolaşıyor, vapurlara, otobüslere bu yazılarla binip insanlarla konuşurken arada paralel bir evrene kaçıp bir şeyler karalamak istiyorum. Bazen sokaklar, şehirler, vapurlar bir metnin parçası gibi görünüyor insanın gözüne. Aslında böyle zamanlarda insan kolay kolay akışa kaptıramıyor kendini. Hani dünyanın o tuhaf akışına. Marguerite Duras'nın -onu da yazmak istiyorum- bir lafı var: İnsanların hayatlarını güzelleştirebilecekken bunu seçmemeleri çok tuhaf," der. Hayatımız tam da böyle işte.

Bir süredir bir sinema sitesine (Paralel Sinema) ara ara yazılar yazıyorum. Gerçi son zamanlardaki iş yoğunluğu, bir de seyahatler beni o yazıları yazmaktan da alıkoydu. En son, malum şubat ayı nedeniyle en çok sevdiğimiz aşk filmiyle ilgili bir yazı istediler. Bu “en” lafı beni hep ürkütür aslında. Fakat bu kez çok tereddüt etmeden Köprü Üstü Aşıkları’nı seçtim. Uykuya geçmeden film hakkında yazacaklarımı düşünürken heyecanlandım. (Kesin, çoğunu unutacağım bunların!) Zaten insanların kafalarını yastığa koyar koymaz nasıl uyuyabildikleri benim için bir sır olarak kalacak. O filmi düşünürken de aklıma daha önce yazdığım bir sinema yazısı geldi, eski, epey eski bir film hakkında. 29 yaşında ölmüş Jean Vigo’nun, Fransızların anarşist çocuğunun son (1934) filmi. Der ki Vigo,  “Ergenliklerinde, olabilecekleri kişiyi katledenler, yazık size!” 

İşte filmin yazısı. Bu yazı Nezleli Karga’da da yer alsın istedim. (İçinde tek taş yüzük  ve “aşırı enteresan” bir evlilik teklifi vs olmayan bir aşk filmi çok şükür.) Aslında bu filmi aşk filmi olarak sınıflandırmazdım sanırım, epey mutedil bir filmdir, olaylar fazla dramatize edilmeden, neredeyse çocuksu bir hafiflikle yaşanır. İzlerken hatta pek anlamazsınız bile, sonra sonra filmi sevdiğinizi farkedersiniz.  Köprü Üstü Aşıkları başka bir yazıya... Onun rüzgarı biraz daha şiddetli. "Bu renksiz dünyayı sevmiştik birlikte," der ya şarkı, ki bu sözü hüzünlü ve çok güzel bulurum. Bütün güzel aşk filmlerinin bu sözün gölgesine sığınabileceğini düşünürüm...

Latalante: Sinemanın Eskimeyen Şiiri

L’Atalante bana kalırsa sinemanın ruhu hep genç kalacak filmlerindendir, büyüsü ve şiirselliği hiç eskimez. Film iki genç aşığın, Jean (Jean Daste) ve Juliette’in (Juliette Parlo) kasabadaki evlilik törenleriyle başlar. Genç çift oradan Jean’ın kaptan olduğu, filme de ismini veren L’Atalante isimli mavnaya geçer. Filmde en az genç aşıklar kadar yeri olanPere Jules (Michel Simon) da mavnada çalışan egzantrik, yaşlıca bir denizcidir. Ömrünü denizlerde geçirmiş, dünyanın büyük limanlarını dolaşmış, oralardan hikayelerle dönmüştür. Vücudu “onu sıcak tutan” dövmeleriyle kaplıdır, odası da tıpkı denizlerde geçirilmiş bir ömür gibi izlerle ve hatta kaybedilen bir arkadaşın mumyalanmış eli gibi tuhaf anılarla doludur. Juliette ise onun aksine küçük kasabasından dışarı çıkmamıştır. Taze bir iştahla dünyayı keşfetmeye hazırdır. Zaman zaman hayranlıkla yeni bir dünyayı temsil eden kişilere kaptırır kendini. Dünya onun için Paris’tir, Paris’e en yakın olduğu zamansa radyo dinlediği zamanlar. Bu yüzden Jules’ün hikayelerine büyük bir merak besler. Jean ise kah Juliette’e olan aşkıyla coşar, kah onu başkalarından kıskanır, iyice hırçınlaşır, gözü bir şeyi görmez. 

Film boyunca iki aşığın birbirlerine aşkla birşeyler fısıldamasını, gülüşmelerini, küsmelerini, çocuklaşmalarını, birbirlerini arzulamalarını; kısacası yeni bir ilişkinin hemen yön değiştiriveren farklı ruh hallerini görürüz. Hem birbirlerini çok sevip birbirlerine ilgi gösterirler, hem kendi bağımsızlıklarının peşine düşmek isterler. Juliette’ın en büyük isteği Paris’in uzak ve ışıltılı dünyasını görmektir, Jean ise bu dünyayı Juliette’e göstermekle onu bu dünyadan kıskanmak arasında gidip gelir. Paris’te Juliette’in mavnadan ayrılmasıyla iki aşık acı çekip birbirini özlemeye başlar. Paris bir taşralı için büyüleyici olduğu kadar acımasızdır da. Juliette’in bu şehrin sokaklarında kendine ait bir yer bulamaz. Jean ve Juliette birbirlerine küsüp ayrı yerlerde birbirlerini hayal ederler. İki aşık, Pere Jules’ün müdahalesiyle sonunda birbirlerine kavuşur. Onların dünyasında aslında pek çok his uçucudur, kırgınlıkları da öyle olur.

Bana kalırsa film eskimemesini kusursuzluk arayışından kendini özgürleştirip özgün sesini bulmasına, yönetmenin sinemada doğaçlama hissi veren anların büyüsünü keşfetmesine borçludur. Film, kahramanların farklı ruh halleri üzerinden Maurice Jaubert’in müziklerinin eşliğinde neredeyse L’Atalante’nin Seine nehri üzerinde ağır ağır ilerleyişi gibi akıp gider. Kimi zaman muzip, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman neşeli, bir tonda… Aslında hikâyede fazla bir şey olmuyor gibidir fakat yönetmen bir şekilde izleyiciyi ele geçirmeyi başarır. Karakterler katı bir şekilde kategorize edilmemiş, nefes alıp veren, kanlı canlı kişiliklerdir. Yönetmen onları idealize etmez, onlara hata yapma özgürlüğü tanır.

Bunun yanı sıra filmin yarattığı görsel dil de büyüleyicidir. Sinematograf Boris Kaufman’ı da burada anmak gerekir. Filmin başlarında Juliette’in dumanların arasından ağır ağır ilerleyen kapkara mavnanın üzerinde uçuşan gelinliğiyle göründüğü sahne, su altı görüntüleri, rüya sahneleri çok etkileyicidir. İnsana hep aşkın o elle tutulamayan, rüya ve gerçek arasındaki, puslu doğasını anımsatır.

1. Fotoğraf: kaynak2. Fotoğraf: kaynak 

7 Şubat 2015 Cumartesi

BOY / WYTSKE VERSTEEG

Kahve Yayınları yeni bir yayın evi ve öyle güzel kitaplar çıkarıyor ki, hepsini severek okudum.İşte bu da yeni çıkan kitapları Boy...Boy Wytske Versteeg"Evlatlık bir çocuk almak ve onunla yaşamak nasıl bir histir? Peki, önce onun kaybolması, sonra ölümü ve bunun intihar olma ihtimaliyle yüzleşmek?Boy, oğlunun ölümüyle ilgili açıklamaları kabullenemeyen, onun hikayesini kendi keşfe çıkan ve oğluyla öldükten sonra tanışmaya başlayan bir annenin hikayesi.Versteeg'in sürükleyici ve gerçekçi romanı Boy, size aklınızın sınırlarını zorlayacak, oyunlarla dolu, gizemli bir bahçe sunuyor.'Kumullarda dolaştım, tek başıma. Bu, daha da kötüydü. Nerede ve tam olarak neyi aramam gerektiğini bilmiyordum. Bildiğim bir şey vardı, o da hiçbir şey bulmak istemediğim. Bedenini bulmak istemiyordum, artık elimden gelen bir şey olmayacaktı; ona kayısı kurusu ya da biftek yediremeyecektim, C vitamini alması için elma soyamayacaktım, bütün bunları yapamayacaktım çünkü bir daha ağzını açmayacaktı.'Hollandalı yazar Wystke Versteeg'e ün kazandıran romanı Boy, ülkesinde yayınlandığında büyük övgüyle karşılandı. Hollanda'nın en prestijli edebiyat ödülü Libris Literary Prize'a aday gösterildi ve BNG Bank Edebiyat Ödülü'nü kazandı."

6 Şubat 2015 Cuma

Çıtır Çıtır Felsefe Serisi'nden 27.Kitap: Olmak ve Sahip Olmak / Brigitte Labbe

Günışığı Kitaplığı'nın en sevdiğim dizi kitaplarından Çıtır Çıtır Felsefe 'nin yeni kitabı çıktı!Bu serinin yeni kitabı çıksa diye dört gözle bekliyorum inanın! Çocuk kitabı ama ben kendime seri yapıyorum evde.Olmak ve Sahip Olmak Brigitte LabbeDanışman: P. F. Dupont-Beurier   Resimleyen: Jacques AzamTürkçe yayın editörü: Müren Beykan  Türkçesi: Azade AslanMilyonlarca çocuğun ve yetişkinin ilgiyle okuduğu 'Çıtır Çıtır Felsefe' dizisi 27. kitaba ulaştı!İnsanı sahip oldukları mı tanımlar?Tüm dünyada her yaştan okurla buluşan "Çıtır Çıtır Felsefe" dizisinin yaratıcısı Brigitte Labbe, bu kitabında bir şey "olmak" ve bir şeye "sahip olmak" konuları üzerine düşündürüyor. Bu kavramların birbirini içerdiğini anlatan yazar, bir şeye sahip olma tercihini yaparken bir şey olmayı da seçtiğimizi ifade ediyor. Kitap, insanın her zaman cesur, korkak, cömert, kibar ya da sinirli olamayacağını, bilinci ve tercihleri yönünde dönüşebileceğini vurgularken, bir çocuğa 'tembelsin' demekle 'tembellik etme' demenin farklı şeyler olduğunu hatırlatıyor. Belli bir etiketle yaftalanan bireyin, bu durumu içselleştirdiğini, oysa ki insanın her zaman değişme potansiyeline sahip olduğunu, gündelik yaşamdan mizah dolu çarpıcı örneklerle betimliyor. Her şeye sahip bireylerle, yaşamından ve bedeninden başka bir şeye sahip olmayan bireyler üzerine de düşündüren kitap, her yaştan okurun aklını kurcalayan önemli bir konuyu tartışmaya açıyor.Kim bütün hayatı boyunca tek bir karakter özelliğini seçebilir ki? Bugün hayalperest ya da dikkatli, sinirli ya da düzenli olduğumuzu düşünebiliriz. Peki ya gelecek yıl? Ya da 30 yıl sonra? Hiç bir insan, bir kalemin hep mavi olması ya da bir sandalyenin hep ahşap olması gibi, her zaman cesur, korkak, dürüst, cömert, kibar, kötü, asabi ya da sakin değildir.Bu seriyi ne yapın edin edinin, hem çocuklarınız hem de kendiniz için!

4 Şubat 2015 Çarşamba

Mini Alışveriş ve Güzel Bir Sürpriz

Bugün küçük bir alışveriş yaptım; asıl amacım pek tabii D&R'ın İthaki Yayınları'nda %25 indirim yaptığını duymamla almak istediğim kitaplara bakmaktı. İstediklerimden Neil Gaiman Yıldız Tozu kitabını bulabildim yazlnızca. Yıllar önce filmini izlemiştim ama iyi ki hatırlamıyorum, çünkü kitabını okumayı çok istiyorum.Daha sonra Accessorize'ın %50 indirim yaptığını bildiğim için acaba kırtasiye ürünlerinde neler var diye bir bakmak istedim ama yalnızca bir kalem alıp çıktım. Pek birşey kalmamış ve hatta yeni ürünler gelmişti, sanırım indirim bitmek üzere. Yalnız bu kalemi çok sevdim ;)Lipbalmlar'dan bahsetmeye gerek yok, temel ihtiyaç =D Lego Minifigures'le ilgili önemli bir sorun var. Ne zaman satış yapan yerlere gitsem, bir süre sonra satış yapmadıklarını görüyorum. Yeni seri çıkınca eskiler birden (!) yok oluyor. Anladığım kadarıyla firma geri çekiyor; birden bitmeyecek kadar kısa sürede yok oluyorlar çünkü. Bu anlamsız satış politikası hiç hoşuma gitmiyor doğrusu. Bursa'da zaten çok zor buluyorum. Ayrıca bir gidişimde 30 tane birden alamam hiç kusura bakmasınlar.Son olarak kendisini severek takip ettiğim historianin.blogspot.com.tr blogunun sahibi sevgili Historian da bana sürpriz bir paket yolladı, beni çok mutlu etti tekrar teşekkür ediyorum kendisine cidden tam anlamıyla benlik bir paket olmuş =)Bugünlük de benden bu kadar. Son anda günün yazısını yazmayı başardım ve bu haftaki her güne en az bir yazı hedefimi uygulamaya başarıyla devam edebiliyorum ;)Sevgiler.

3 Şubat 2015 Salı

Ocak Ayında Okuduklarım

Bir önceki yazımda neler okuduğumu yazmıştım aslında hatta birçok kitabı aynı anda okuduğumdan kitap bitiremediğimi de yazmıştım =D Ocak ayında yeni bir yıla girmemizle birlikte herşey daha yeni, daha heyecan verici olunca "Onu da okuyayım, onu da tamamlayayım..." derken fazla heyecan yaptım sanırım =D Yine de hayatımdan memnunum bakmayın böyle konuştuğuma; tamamlamak zor olsa da bolca okumak keyif veriyor bana ;)Peki Ocak ayında neler okumuşum bir bakalım ;)1. The Sandman, Vol.1: Preludes and Nocturnes

Çok sevdiğim Neil Gaiman'ın şaheseri The Sandman çizgi roman serisine daha önce başlamıştım, ama nerede kaldığımı bile hatırlamayacak kadar önce =) Bu seneki hedeflerimden biri de bu seriyi bitirmek ama en başından başlayarak okumaya karar verdim ve başladım. Böylelikle bu ay ilk bitirdiğim kitap da serinin ilk cildi oldu. Okuduktan sonra anladım ki zaten ilk cildi bitirmişim daha önce, ama hafızayı tazelemek çok iyi oldu. 

Neil Gaiman bilindiği üzere fantastik edebiyatın günümüzde önde gelen yazarlarından biri; kendi adıma da rahatlıkla benim en sevdiğim yazar diyebilirim. Dilini, yaratıcılığını ve geniş kitlelere hitap ediyor olmasını çok seviyorum. The Sandman serisi ise yetişkinlere hitap eden bir çizgi roman serisi. Özellikle bu cildin ilk hikayelerini çok seviyorum; Dream Lord'u tanımak, The Endless'la yavaş yavaş tanışmak çok heyecan vericiydi benim için. 

2. The Sandman, Vol.2: The Doll's House

Ve sonra tabii ki ikinci cilde geçtim hemen =D Büyük bir keyifle bu cildi de bitirdim; bir de arada bağımsız hikayeler var ve benim en sevdiğim de bu ciltte yer alıyor; Shakespeare, Chaucer... konuk oluyor hikayeye ;) 

Fantastik edebiyatı ve bu türde çizgi roman okumayı sevenlerin zaten haberi vardır bu seriden ama henüz okumamış olanlara tavsiyem olsun ;)

3. Doctor Who: The Tenth Doctor Vol.1

Eğer beni uzun süredir takip ediyorsanız Doctor Who'yu ne kadar sevdiğimi biliyorsunuzdur =D ve eğer bilmiyorsanız en sevdiğim Doctor da The Tenth ;) Yeni seride hikayesini tek okumak istediğim Doctor da pek tabii kendisi =) Gördüğünüz üzere üçüncü kitabım da yine bir çizgi roman ;) İlk cildi okudum ama başlanıç olarak çok çekici bulmadım. Yine de zihnimde her an yankılanan The Tenth'in sesi ve hiç yadırgamadığım şekilde olaylara dahil oluşu okumaya devam etmem için bir neden ;) 

Ocak ayını 3 çizgi romanla kapamışım. Bunlar dışında okuduğum bir iki roman var, pek tabii bitiremediğim için bu listeye dahil değiller. Çok verimli gözükmese de benim için güzel bir ay oldu ;) 

Son olarak bu hafta birşey denemeyi planlıyorum ama bakalım başarılı olabilecek miyim =D Bu hafta her gün bloga vakit ayırmak ve en azından bir yazı paylaşmak istiyorum. Her ne kadar vakitsizlikten şikayet etsek de her gün elimizde telefonlarla boş vakit geçirdiğimiz onca zaman yok mu =D Pek tabii günün yorgunluğunu atmak için ona da ihtiyaç duyuyor insan ama biraz daha sevdiğim şeylere vakit ayırmaya çalışacağım ;)

Ocak ayında siz neler okudunuz, istediğiniz gibi bir ay oldu mu? Yorumlarınızı bekliyorum! ^o^

Sevgiler.